Yeter artık,Şirketler pandemi dinlemiyor,karşı çıkanlara zulüm uygulamıyor

Yeter artık,Şirketler pandemi dinlemiyor,karşı çıkanlara zulüm uygulamıyor
14.06.2020
A+
A-

YETER ARTIK , ŞİRKETLER PANDEMİ DİNLEMİYOR, KARŞI ÇIKANLARA ZULÜM UYGULANIYOR

Topraklarımızda son kararnamelerle sit alanlarının düşürüldüğünü ve maden şirketlerine ocak açma izni verildiğini belirtmiştik. ÇED raporlarının kağıt üzerinde  toprak analizi yapılmadan ,yerleşim yerlerine uzaklıkları düşünülmeden, tarım arazilerinin verimliliği hesaba katılmadan verildiğini yaşayarak biliyoruz. Bu nedenle  tarım arazilerimiz kuruyor, derelerimizden su akmıyor, yerleşim yerleri pis kokuyor, hava kirliliği artıyor ve biz pandemiyle savaşıyoruz. Buna kargalar güler.

Günlük gazetelere bakmak topraklarımızın her yerinde hak ihlalleri olduğunu görmek için yeterlidir. Tabii satır aralarında kalsa bile gerçekler göze batıyor.

Halkçı Mühendis mimar ve şehir plancıları olarak kamusal anlayışımız gereği hak ihlallerinin takipçisi olacağımızı belirtmiştik.  Bursa  Kirazlıyayla’da maden zenginleştirme tesisi kurulmasına  karşı direnen köylülerin onurlu mücadelesini destekliyor, jandarmanın  müdahalesini şiddetle kınıyoruz.

Meyra Madencilik şirketinin bu tesisi kurmak için ağaç kesmelerine direnen köylülerin durdurduğu ağaç kesimine pandemiyi fırsat bilen şirket yetkilileri sabah erken saatlerinde baskın yapar gibi iş makinalarını getirip zemin çalışmasına başladılar. Köylülerin direnişini jandarma kırmak istedi. Köylüleri toplu olarak alıp köylerine götürme kararını kim verdi ? Bu yasa dışı tutum şirketin ne kadar etkin olduğunu, halktan ne kadar korktuğunu  gösteriyor? Kirazlıyayla köylüleri şirket hakkında itirazlarını adliyede sürdürürken pandemi nedeniyle mahkemelerin işlevsiz olması nedeniyle haklarını adalet önünde arayamaz hale geldiler.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı cevher zenginleştirme tesislerinin çevresel etkisini şöyle sıralıyor:

Çevresel Etkiler:

Cevher Zenginleştirme Tesislerinin çevreye olabilecek önemli etkileri şöyle sıralanabilir:

 Toz,

 Vibrasyon,

 Gürültü

 Kimyasal atıklar

 Sulu sistem zenginleştirme sonucu ortaya çıkan sıvı atıklar ise sedimentasyon havuzlarına

ihtiyaç gösterirler ve bu nedenle pasa barajlarında toplanırlar. Sıvı atıkların depolanması çoğu

zaman su ilişkileri ve tuzlanmada etkili olurlar ve tarımsal zehirli metallerin veya maden

cevherini işlemede kullanılan kimyasal atıkları bulundurabilirler.

 Aşırı dolu sedimentasyon havuzları oldukça zararlı ve tehlikelidir. Bunların etkileri ile

hidrostatik basınç artar ve atık baraj duvarlarının çökmesi veya sızıntı olması durumunda

çevrede doğrudan büyük tehlike oluşturabilirler.

 Genellikle yüksek düzeyde tuzun ve bitki örtüsü için zararlı diğer metallerin bulunması, atık

barajındaki drenajla ilgili güçlükler nedeniyle, sulu pasa çamurunun iyileştirilmesi işleri

oldukça sorunlu bir durum meydana getirebilir.

 Zenginleştirme tesislerinden çıkan atık çamurların, atık barajı kullanılmadan ve analiz

yaptırılmadan düzensiz olarak gelişigüzel depolanması,

 Siklonlardan oluşan çamurların ve mermer peledyenlerinin düzenli depolama alanlarında

depolanmaması,

 Yığın özütlemesi alanındaki HCN ölçümlerinde, cihaz arızalarına tedbir olarak yedek

cihazların bulundurulmaması,

 Yığın özütlemesi alanı kuşaklama kanallarının uygun yapılmaması,

 Siyanür depolama alanlarının standartlara uygun yapılmaması,

 Endüstriyel atık suyun çökeltme siklonlarından geçirilmeden tesis içerisinde devir daim

yaptırılması,

 Zenginleştirme tesislerinde kullanılan suyun çöktürme havuzlarından geçirilmeden devir daim

yaptırılması,”

Yapılmak istenen zenginleştirme tesisinin çevreye verdiği zararlar ortada iken hangi akla hizmet ederek orman sahasında bu tesisin kurulmasına izin veriliyor. Jandarma neden şirketin tarafını tutuyor?  Önceden ağaç kesimi durdurulduğu halde neden karara uyulmuyor?

Biz bu soruların yanıtlanmasını  ve tesisin kurulmasının iptalini istiyoruz. Pandemi yasakları köylüye değil şirkete uygulansın. Jandarma sosyal mesafe kuralını hiçe sayarak köylüleri ve basın mensubunu nasıl darp eder? Zenginleştirme tesisi için  Havuz yapımı derhal durdurulmalıdır. Kirazlıyayla köylüsü tarlalarının zehirlenmesini, topraklarının kirlenmesini istemiyorlar.

Evlerinin 60 metre ilerisine kurulacak bu tesise karşı çıkmak suç mudur? Jandarma ablukası nedeniyle mezarlıklarına gitmelerine bile izin verilmeyen köylüler  baskıya direnirlerse suç mu işlemiş olurlar?

Jandarma geri çekilmelidir. Köylüler tarlalarına çalışmaya gitmeleri engellenmemelidir. Köye giriş ve çıkışlar serbest kalmalıdır. Soruyoruz Kirazlıyayla köyünde olağanüstü hal mi ilan edildi? Bu keyfi tutuma derhal son verilmelidir.                                                                                                                                                           

MEYRA MADENCİLİK  şirketi bu gücünü nereden alıyor ki  köylülerin direnişine rağmen iş makinalarını sokabiliyor. Bildiğimiz gibi bu şirket  2013 ten bu yana bu bölgede kurşun,bakır ve çinko ocağı işletiyor. 2018 yılında Lübnanlı şirket olan Delta Star  Enerji  ve Madencilik  şirketine  % 60 hisse devri ile ortak olan bu şirket Delta Madencilik’in kanatları altında büyümüştür. Delta Star Enerji ve Madencilik şirketi  2020 yılında zenginleştirme tesisi için devletin verdiği teşvik ile Burdur ve Bursa’da fabrika kurmak için temel attığını belirtmiştir. 16 şubat 2020 tarihli Sabah gazetesindeki şu haber AKP’gillerce madencilerin nasıl korunduğunun göstergesidir. Maden zenginleştirelim diye doğayı tahrip eden parababaları ceplerini yeşil dolarlarla nasıl dolduracaklarını bu haberde açıklıyorlar.

“Devlet teşvik verdi iki fabrika kurdu

Türkiye’nin madencilik kaynaklarını değerlendirmek için verilen teşvikler işe yaradı. Maden zenginleştirme alanında verilen teşvikler nedeniyle Bursa’da başlayan iki fabrika yatırımıyla çinko ve kromun ihracat değeri 55 dolardan bin 50 dolara çıktı. Türkiye, madenleri daha çok topraktan çıktığı haliyle ihraç ediyor. Maden zenginleştirme tesislerinin az olması nedeniyle tonunu 20 dolara sattığı çinko gibi ürünleri, zenginleştirmeden sonra 2 bin dolara alıyor

Gördüğümüz gibi 20 dolar nerede 2 bin dolar nerede ? Siz parababası olsanız bu parayı kazanmak her yola başvurmaz mısınız?  Nitekim başvurduklarını  süregelen Kirazlıyayla zenginleştirme tesisi çalışmalarında görüyoruz.  Kendilerince Türkiye ekonomisini düşünüyorlar ama diğer taraftan da teşvik ve kendilerine tanınan ayrıcalıklar olmasa bu işi yapmayacaklarını belirtiyorlar. Görelim:

Devletin özellikle maden alanında büyük tesisler kurulmasını teşvik etmesi de yatırımcıları cesaretlendirdi. Bunun somut örneğini ise Delta Star Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Habbab gösterdi. Habbab, Burdur ve Bursa’da iki fabrika için temel atıldığını, 30 milyon dolara mal olacak fabrikaların 300 kişiye iş imkânı sağlayacağını söyledi. Habbab, bu fabrikalardan önce işlenmemiş çinko ya da krom madeninin tonunu 20 dolara satarken, fabrikalarla çinkoyu bin 50 dolara ihraç ettiklerini belirtti. Habbab, “Çin gibi ülkeler bizden aldıkları bu madenleri yüzde 99.9 saflığa getirip bize çok daha pahalıya satıyor. Devletin maden zenginleştirme alanında verdiği teşviklerle giderek bu oran artacak” dedi. Eskiden Türk madenciliğinin çok büyümemesi için çalışıldığını, bunu verilen teşviklerden görebildiklerini söyleyen Habbab, şöyle devam etti: “Türkiye’de çok zengin maden yatakları var. Bugüne kadar da hiç işlenmedi. Bu madenlerin çıkarılmayışı da Avrupalı şirketlerin işine geliyor. Çünkü biz ne kadar çok çıkarırsak uluslararası alanda fiyatlar düşecek. Şu anda madenciliğin önü açılıyor. Devlet daha büyük işletmeler istiyor, yatırımcıya, ‘Fabrika kurarsan gümrük almayacağım, KDV muafiyeti vereceğim, yatırım mallarını vergiden muaf tutacağım’ diyor. Yatırımın yüzde 40’ını sübvanse ediyor. Teşvikler olmasaydı bu yatırımı yapmazdık.” Habbab, yeni maden sahaları daha aldıklarını belirtti.”

Habbab’a verilen teşvik, ayrıcalıklar tatlı gelmiş ki yeni maden sahaları ile yeni hak ihlalleri  yapacağını söylemiş oluyor. Yeni maden sahasından çıkardığı cevheri zenginleştirme tesislerinde tabii yapabilirlerse  işlenmiş cevher olarak satacaklar . Gelsin paralar ortaklara. Meyra madencilikte 2020 yılında sondaj ve üretim çalışmalarına hız verdiğini  belirtiyor.

Yeni kurulan cevher zenginleştirme tesislerinde katma değerli maden üretimi yapacaklarını ifade eden Habbab, “Grup olarak üretimimizin %99’unu ihraç ediyoruz. Halihazırda yeni tesislerimizde cevheri %55-60’a kadar zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Ancak ileriki etapta saflaştırılmış madencilik yapacağız ve topraktan çıkan ürünü %99 oranında ortaya çıkarıp, en saf hali ile cevher satacağız.” dedi. Habbab, sonraki dönemde saf cevher üretimine ilişkin 250-300 milyon dolar yatırım planladıklarını da sözlerine ekledi.”(Madencilik Türkiye)

Delta Grubunu  tanıyalım ki kararı verin..

“Mehmet Habbab, bir çok kuruluşta Başkan veya Kurul Üyesi olarak hizmet verdi. DEIK’teki Türk-BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) İşadamları Konseyi Başkanı, Türk-Lübnan İşadamları Konseyi Başkan Yardımcılığı, Orta Doğu İşadamları Konseyi Başkan Yardımcılığı ve Koordinatörü görevlerini yapmakta ve yakın zamanda yeni kurulan Türk-Arap İşadamları Federasyonu Başkanlığına atanmıştır.                                                                                                                                                                                 

 Sami Habbab, Kellogg Business School – Northwestern Üniversitesinden MBA derecesiyle mezun oldu, ondan önce de Wharton İşletme Okulundan Lisans Derecesi ile mezun oldu. Sami, Türkiye’deki DEIK Enerji Konseyinin yönetim kurulu üyesidir, Genç Başkanlar Organizasyonu (YPO) üyesidir, ve GYIAD (Genç Türk İş adamları Derneği) eski kurul üyesidir.”

Hürriyet Gazetesinin 2005 tarihli bir röportajından alnıtı ile bitirelim tanıma faslını

Başbakan Erdoğan’ın 24 saatlik son Lübnan gezisinde Türk-Lübnan İş Konseyi Başkanı sıfatıyla Mehmet Habbab da vardı.

ŞU CARLYLE GROUP NEYİN NESİDİR

Habbab Bey, bunların içini dışını bilir, neyin nesidir şu Caryle Group, enine boyuna anlatsa…

– 1987’de kurulan Amerikan Carlyle Group’un Türkiye’deki tek ‘anchorman’i benim. Bunun anlamı şu: Carlyle’nın Türkiye’de benden habersiz yatırımı olmaz. Grup, Türkiye’de bir iş yapacağı zaman mutlaka önce bana danışır. Carlyle, asla ucuz, kelepir şirket almaz, iyi olan şirketleri alıp, birkaç sene içinde çok daha iyi hale getirip satar. Carlyle’nın esas gücü, insana yaptığı yatırımdan geliyor. Bir döneme damgasını vuran eski siyasi yıldızların çoğu onlarda. Başta eski ABD Başkanı George Bush, eski İngiltere Başbakanı John Major, eski Dışişleri Bakanı James Baker, eski Savunma Bakanı Frank Carlucci, eski Ticaret Bakanı Conway başta olmak üzere… ABD Genelkurmay Başkanı Colin Powell da emekli olduktan sonra bakan olana kadar gruptaydı. Asya’ya bakarsanız, eski Filipinler Cumhurbaşkanı Fidel Ramos, Tayland’ın eski başbakanlarından Anand Panyarachun, Güney Kore eski başbakanlarından Park Tae Joon var. 11 Eylül öncesine kadar ünlü Suudi grubu Ladin ailesinin de büyük parası vardı Carlyle’da. (27 Haziran 2005 Hürriyet .com.tr)

Gördüğümüz gibi  ABD emperyalizminin en güçlü şirketinin  yatırım yapmak için danıştığı, BUSH’ların yakın dostu  olan Mehmet Habbab, çok uluslu şirketlerin göz bebeğidir.ve Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında birlikte uçak seyahati yapabildiği tek kişidir.

Kirazlıyayla köylüsü işte böyle bir şirketin  oyunlarını bozmaya çalışıyor,direniyor,gözaltına alınıyor ama topraklarını teslim etmiyorlar.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak Bir kez daha söylüyoruz..Maden şirketlerinin doğayı katletmelerine izin verilmemelidir.. Çevreye,doğaya,insana ,bitkiye olan  duyarlılığımız  gereği bize Kirazlı köy Köylülerinin haklı,onurlu mücadelesinin yanındayız. Baskılar Kirazlıyayla köylülerini yıldıramaz.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.