Uluslararası Kadın Mühendisler Günü ve Kadın Sorunu

Uluslararası Kadın Mühendisler Günü ve Kadın Sorunu
24.06.2020
A+
A-

2017’de ilk kez uluslararası düzeyde kutlanmaya başlanan Uluslararası Kadın Mühendisler Günü (INWED) global bir etkinlik haline geldi. Etkinliklerin amacı kadınların mühendislik, fen, teknoloji ve matematik alanlarında eğitim yapmalarını ve çalışmalarını teşvik etmek.

Önemli gün olarak tanımlanmış günlere bir yenisi daha eklenmiş oldu. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Babalar gününden hatırlayalım, gazetelerde iş adamları babalarını anlatıyor. Koçlar, Sabancılar…

Çocukların doğduklarında sınıfsal karakteristiğine göre babalarının yolundan gittiklerini söylemiyorlar tabii.

Küçük bir mahallede doğmuş işçi çocuğunun gözüyle görmek istemeyenler, Parababalarının yaşamlarında babaların yerini anlatıyorlar. Basın olduğunu iddia edenler, Parababalarının sözcüleri kendi çocuklarının ağzından güzellemeler yaparak önemli kavramların içini de boşaltıyorlar.

23 Haziran Dünya Mühendis Kadınlar Günü’nde de aynı şeylerle karşı karşıyayız. Koç Holding “Ülkem için toplumsal cinsiyet eşitliğini destekliyorum” etkinlikleri düzenliyor. Ford Otosan “Bal arıları mühendis oluyor” projesini tanıtıyor. Siemens Türkiye, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile birlikte kadın mühendis adaylarına mentorluk ve maddi destek projelerini anlatıyor. Brisa çalışan kadın mühendisler ve ailelerinin yer aldığı film gösterimlerini sunuyor. Netaş da kadınların mühendislik deneyimleri ve başarılarıyla ilintili sunumlar yapıyor.

Peki ya gerçekler…

Kadınlar, bütün sınıflı toplumlarda ikinci sınıf, ezilen cinsiyet durumuna düşürülmüştür. Aşağı görülür, maskaraya çevrilir, ayaklar altına alınır.

İçinde yaşadığımız emperyalist (tekelci kapitalizm) sistemde milyonlarca yoksulun karşısında bir avuç Parababasının rezilcesine lüksü bulunmaktadır. Bir tarafta bu bir avuç Parababasının lüksü büyürken, diğer tarafta işsizlik, kısıtlamalar, hacizler, işten çıkarılmalar yayılmaktadır. Evet, milyarderler vardır ve fakat zenginliklerinin ve lükslerinin kökeni milyonlarca kadın ve erkek işgücünün yarattığı artı değerin sömürülmesidir. Kadın hem fabrikada sömürülür hem de kadın olduğu için ikinci defa sömürülür, çifte sömürüye uğrar.

Ülkemiz genelinde erkeğin iş gücüne katılımı %70’ler düzeyindeyken, bu oran kadınlar için %30’lar mertebesindedir. Kadının işgücüne katılım oranı kentlerde %15’lerdeyken kırsal alanda bu oran %45’ler düzeyindedir. TMMOB verilerine göre kadın ve erkek mühendislerin oranı kadınlar aleyhine 1/6’dır.

Mühendislik, özellikle belirli mühendislik disiplinleri erkeklerin yapabileceği-başarılı olabileceği meslekler olarak görülmektedir. Mesleğin icrasında kadın olmanın niteliksel olarak bağdaşmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle birçok kadın meslektaşımız iş bulmada çeşitli engellemelerle karşılaşmaktadırlar. Bunu kamusal alanda ve özel sektörde işe alımlarda çoğu zaman görebiliyoruz.

Kadının üretime katılımının önündeki en büyük engel doğurganlığı, analığı, ev işleri ve çocuk bakımı gibi işlerin kadının sorumluluğu olarak görülmesidir.

İş görüşmelerinde evlilik, doğum gibi konular kadın meslektaşlarımızın karşısına çıkmaktadır. Hatta bazı iş yerlerinde belirli bir süre doğum yapmayacağına dair taahhüt almaya varacak kadar insanlık dışı uygulamalar da gözlemlenmektedir.

Bizler mühendislik mesleğimizi icra ederken nasıl sorunları net olarak belirleyip daha sonra bilimsel yöntemlerle çözümler üretiyorsak, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılık alanlarında kadın sorununu da aynı şekilde görmeliyiz. Anlamak ve çözüm üretebilmek için olayı tümüyle görmek gerekir.

Kadın Sorununun ana kaynağı nedir?

Hayvanlık konağından insanlık konağına geçişte Kadın başrolü oynamıştır. Bundan en az bir milyon yedi yüz bin yıl önce, bugünkü insan ortaya çıkıyor, insanlık konağına adım atıyor. İnsanlığın sınıfsız yaşadığı bu İlkel Komünal toplum döneminde Anacıl Düzen hakimdir. Kadın o düzende önderdir; fakat, her iki cinsiyeti de aşağılamayan, ezmeyen, sömürmeyen, şiddet uygulamayan bir önderdir.

Ne zaman ki Çoban Toplumu (Orta Barbarlık) Aşamasında, Sürü Ekonomisine geçişle birlikte maddi zenginlik erkeğin eline geçmiştir, o zaman kadın toplumda ikinci plana itilmiş, alt edilmiştir. Anacıl-Anaerkil (Anahan) düzenin yerini Babaerkil (Babahan) Düzen almıştır. (Bknz. Hikmet Kıvılcımlı-Kadın Sosyal Sınıfımız)

O günlerden bugünlere kadının ezilmişliği katmerlenerek artmış ve bütün Sınıflı Toplumlarda kadın çifte sömürüye maruz bırakılmıştır. Bugün insanlığın yarısı olan kadın ne yazık ki insanlığın diğer yarısı olan erkekler tarafından ezilmekte, aynı zamanda erkek emekçi kardeşleriyle birlikte Sermaye Sınıfı tarafından bir kez daha sömürülmektedir.

Bugünkü dertlerimizin en önemli kaynağı bu kahrolasıca Sömürü Düzenidir. Yani Kadın Sorununun kaynağı, feministlerin iddia ettiği gibi sadece erkekler değildir. Sömürücü sınıfların içerisinde de kadınlar vardır. Dolayısıyla Kadın Meselesi sadece erkek düşmanlığına indirgenemez, bu sınıfsal bir meseledir.

Kadın ve erkek emekçiler olarak bu kahrolasıca Parababaları Düzenini yok etmeden kurtuluşumuz mümkün değildir. Kadının Kurtuluşu İşçi Sınıfının Kurtuluşundan Bağımsız Değildir!

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancısı kadınlar olarak;

Eşit işe eşit ücret istiyoruz.

Kadınlar yaşamın yarısıdır. Yaşamın her alanında ve çalışma yaşamında eşit oranda yer almak istiyoruz. Çünkü toplumsal üretime katılmak, kadını özgürleştiren en önemli etkenlerden biridir.

Biz kadınların toplumsal sorunlar karşısında örgütlenmesi ve ezilen-sömürülen emekçi halkımızın kurtuluşu için mücadele etmesi, kadının kurtuluş mücadelesinde en önemli unsurdur.

Çocukların bakım ve yetiştirilmesinde ailenin ve annenin üzerindeki yükümlülükler paylaşılarak, bu konuda toplumun ve devletin de sorumluluk alması gerekmektedir. Kadının üzerindeki yükümlülükler mutlaka azaltılmalıdır.

İşyerlerindeki ayrımcılığa karşı zorlayıcı ve uygulayıcı yasal çerçeve oluşturulmalıdır.

Emekçi kadınlara koşulsuz iş güvencesi sağlanmalıdır.

İşe alım süreci, çalışma alanı, mesleki gelişim, terfi ve atamalarda koşulsuz şekilde kadın-erkek eşitliği olmalıdır.

Kadın işgücünün değersizleştirilmesi önlenmelidir.

Kadına karşı şiddetle mücadele edilmelidir.

İşyerlerinde mobbing uygulanmasının önüne geçilmelidir.

İş yerlerinde kapsam dışı personel sayılarının azami derecede daraltılmasınnı, meslektaşlarımızın iş kolu sendikalarında İşçi Sınıfı ile birlikte örgütlenebilmesinin önü açılmalıdır.

Çalışma yaşamında en temel haklar olan insanca çalışma koşulları, sigorta ve sendikal haklar sağlanmalıdır.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancısı kadınlar olarak, Parababalarının kârlarının artmasına hizmet etmeyi amaçlayan tüm politikaları reddediyoruz. ABD-AB Emperyalistlerinin ürettiği bu politikaların, güvencesizliği getiren her yasanın, ücret ve yan ödemelerdeki her kesintinin, sosyal devletin aşama aşama ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunun bilincindeyiz.  Meslektaşlarımızın ve tüm emekçi kadınların kurtuluşunun İşçi Sınıfının kurtuluşundan bağımsız olmadığını biliyoruz. Bu mücadeleyi yaşamın yarısı olarak kadın erkek birlikte yürütmek insanlığa borcumuzdur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.