Tüm mazlum ulusların emperyalizme karşı ilk zaferi:Çanakkale Zaferi

Tüm mazlum ulusların emperyalizme karşı ilk zaferi:Çanakkale Zaferi
18.03.2021
A+
A-

Bugün Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü. Halkların tarihinde onurla, gururla kutladıkları mücadeleler, zaferler vardır. Çanakkale Zaferi de bu destansı zaferlerden biridir.

Çanakkale Zaferi, emperyalistlerin silah, cephane, teknoloji gücü ne kadar fazla olursa olsun, haklılığına ve yeneceğine inanmış bir halk karşısında duramayacağının ve bir hiç olacağının ispatı olan bir zaferdir.

Çanakkale Zaferi, sıradan bir savaş ya da kolayca kazanılmış bir zafer değildir. Bu öyle bir savaştır ki, o dönemin en gelişmiş silahlarıyla donatılmış İngiliz Kraliyet Donanması ve müttefikleri Fransızlar başta olmak üzere Tarihin o güne kadar gördüğü en büyük donanma, diğer yanda ulusal onurlarını ölümüne savunan, karşılarındaki güçle kıyaslanmayacak kadar geri savaş araçlarına sahip mazlum halklar…

Ulusal onurlarını her şeyin üstünde tutan; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle; yiğit, inanmış, mazlum halklar…  Ve bir de askeri dehasıyla: Mustafa Kemal…

Onlar, emperyalistlerin, “Hasta Adam” diye nitelendirdiği ve öldürücü darbeyi vurmak için harekete geçtiği bir ülkenin-Osmanlı’nın yarı aç yarı tok, ayağında yırtık çarıklı insanlarıydı.

O günün en ileri teknoloji ürünü silahlarıyla, gemileriyle donanmış Batılı Emperyalistlere karşı ellerindeki tek mayın gemisi Nusrat ve 26 mayınla ölümüne mücadele ettiler. Seyit Onbaşı gibi 280 kiloluk top mermisini, ülkesini, onurunu, namusunu emperyalistlere teslim etmeme inancıyla sırtlayıp topun ağzına sürdüler. Ve 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’na dayanan emperyalistleri 18 Mart 1915’te denizde büyük bir hezimete uğrattılar. Tarihe, altın harflerle “Çanakkale Geçilmez!” sözünü kazıdılar.

Denizde aldıkları ağır yenilginin ardından 25 Nisan 1918’de İngiliz, Fransız, Yeni Zelanda, Avustralya ve diğer sömürge ülkelerinden getirdikleri askerlerle bu kez karadan Gelibolu Yarımadası’nı geçerek İstanbul’a ulaşma ve ülkemizi işgal etme girişimlerine devam etmeye çalıştılar. Emperyalistler yaklaşık 8 ay süren bu savaştan da Mustafa Kemal’in öncülüğünde ölümüne mücadele eden askerler karşısında mağlup oldular.

Çanakkale Zaferi, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza da ilham vermiştir. Mayası olmuştur. Buradan alınan güven ve cesaretle de Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır.

Bunun yanında Çanakkale Zaferi kazanılmasaydı, emperyalistler sömürge politikalarını rahatlıkla uygulayacaklardı.

Churchill, Lloyd George ve bütün İngiliz Emperyalistleri, Fransız Emperyalistleri yana yakıla anlatıyorlar ki, Çanakkale olmasaydı Tarih farklı yazılacaktı. Ve savaş 5-6 ayda bitecekti diye hesaplanıyor. “Özellikle Çanakkale’yi ele geçirdiğimiz anda İstanbul’u ele geçiriyoruz, Osmanlı’yı yeniyoruz, Çarlık’la birleşiyoruz, Ortadoğu’yu tümden Hindistan’la birleştiriyoruz ve Almanları Avrupa’da hapsediyoruz” diyorlar.

İşte Çanakkale Zaferi, emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bıraktı, sömürge politikalarını o zaman için durdurdu.

Bugün gelinen noktada Parababalarının temsilcisi ülkeyi yönetenler Çanakkale Zaferi’ne sahip çıkar görünüyorlar. Bu zaferimizi kendi tekellerinde tutmak istiyorlar. Zaferin kazanılmasını evliyalarla, hurafelerle ve ırkla açıklama yoluna gitmekte, bunun propagandasını yapmaktadırlar. Bu bilinçli bir politikadır. Bu şekilde o destansı mücadeleyi olmamışa çevrilmek, bu zaferi canı kanı pahasına kazanan askerlerimizi ve Mustafa Kemal’i yok sayılmak istenmektedirler. Ve nihayetinde halkların kendi gücünün farkına varmasının, kendine güvenmesinin önüne geçmeyi hedeflemektedirler.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak diyoruz ki ;

Çanakkale Zaferi, mazlum halkların emperyalizme karşı kazandığı mücadelenin adıdır. Çanakkale Zaferi, Emperyalizme karşı kazanılan mücadelenin adıdır. Çanakkale Zaferi, AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar cephesine karşı mücadelenin adıdır. Çanakkale Zaferi, Yeni Sevr’e ve Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı mücadelenin adıdır.”

Bakalım yerli satılmışlar cephesi dönemin en gelişmiş teknolojik silahlarıyla ele geçiremedikleri topraklarımızda neler yapıyor. Bunu sadece Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesinden bile görebiliriz.

1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesi, Malkara ile Çanakkale arasında 1915Çanakkale Köprüsü’nü de içeren 88 kilometre otoyol ve 13 kilometre bağlantı yolundan oluşmaktadır. Proje, 324 kilometrelik Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi’nin bir parçasıdır.

Büyük bir gürültü patırtıyla medyada reklamlarını, duyurularını yaptıkları, halkın parasıyla yapıp “hizmet” adı altında halkımıza lütufmuş gibi yutturmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan Avrasya Tüneli’nin açılışında; “Ey Batı, sizin bu dünyada özgürlük diye bir derdiniz yok, sıkıntınız yok. Özgürlük bu değil ya. Özgürlük, bu insanlara insanca yaşama erdemini huzurlarına getirmek. Özgürlük Marmaray’dan geçer, Avrasya Tüneli’nden geçer, Özgürlük Osmangazi Köprüsü’nden geçer, Özgürlük inşallah dünyanın en büyük havalimanından geçer” şeklinde konuşmuştur.

Bakalım özgürlüğümüze;

Yap işlet Devret (YİD): Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli, geniş anlamda (İngilizce: Build-Operate-Transfer (BOT)) bir kamu altyapı yatırım veya hizmetinin finansmanı özel bir şirket tarafından karşılanarak gerçekleştirilmesi ve kamu tarafından belirlenen bir süre için işletilmesi ve yine bu süre içinde ürettiği mal veya hizmeti, tarafların karşılıklı saptadıkları bir tarife uyarınca kamu kuruluşlarına satması ve sürenin sonunda işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış, eksiksiz ve işler durumda ilgili kamu kuruluşuna devretmesidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yabancı şirketlerle yapılmış olan çeşitli imtiyaz sözleşmeleri bu model ile büyük benzerlik göstermektedir. İstanbul’da Tramvay, Tünel İşletmeleri, Elektrik, Gaz İdaresi, Haydarpaşa Liman İşletmesi ve İzmir’de Liman İşletmesi, Göztepe Tramvay İşletmesi yabancı şirketlere verilen imtiyazlardır.

Nitekim günümüzde uygulama alanı bulan bu yeni model arayışlarına da, 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğunda ve Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde başvurulmuş olan kamu imtiyazlarının devredilmesi yöntemi ışık tutmuştur.

Özgürlük bunun neresinde?

1915Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesinin yatırımcılarına göz atalım.

1939 yılında kurulan Daelim Grup. Daelim, 2019 yılında ENR Uluslararası En Büyük Müteahhitler sıralamasında 79. sırada yer almıştır.

Limak  Türkiye’de ve dünyada çok önemli PPP (kamu-özel ortaklığı) projelerinde yatırımcı durumundadır. Bunlar arasında 150 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı, Kosova Priştine Adem Jashari Uluslararası Havalimanı gibi pek çok proje yer almaktadır.

SK Engineering & Construction SK E&C SK Grubu’nun inşaat ve mühendislik koludur. Kore’nin en büyük 3. holdingi olan SK Grubu 2019 Fortune Global 500’de 73. sırada, SK E&C ise 2019 ENR Uluslararası En Büyük Müteahhitler sıralamasında 54. sırada yer almıştır.

Yapı Merkezi  Genel müteahhitlik, toplu taşıma sistemleri, prefabrikasyon, ön germe, boru üretimi, demiryolu, metro, nitelikli binalar, güçlendirme – restorasyon ve Kamu Özel Ortaklığı projelerine odaklanmıştır. (https://www.1915canakkale.com/hakkinda/yatirimcilar)

Projenin finansman desteği nasıl sağlanıyor.

1915Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesi için 10 farklı ülkeden 25 finansal kuruluşun taraf olduğu kredi sözleşmeleri 16 Mart 2018 tarihinde imzalanmış, 2018 Mart ayında Proje’ye 2,265 milyar EUR tutarında beş yılı geri ödemesiz olmak üzere toplam 15 yıl vadeli kredi sağlanmıştır. Kredinin yüzde 70’lik kısmı 19 yabancı banka ve finans kuruluşu, yüzde 30’luk kısmı ise Türk bankaları tarafından sağlanmıştır.

Uluslararası proje finansman standartlarında yapılandırılan kredi paketi, Export Credit Agency (ECA) ve İslami finansman yöntemlerini de içeren 8 farklı kredi diliminden oluşmaktadır. Koreli ihracat kredi destek kuruluşları KEXIM ve KSURE, 1 milyar EUR tutarındaki nakit kredi ve garanti destekleri ile Türkiye’deki bir proje için bugüne kadar tahsis edilen en büyük kredi paketi ile finansmanda yer alırken, Danimarka ihracat kredi destek kuruluşu EKF ve İslam Kalkınma Bankası’na bağlı İhracat Kredisi ve Yatırımların Sigortası Kuruluşu ICIEC de finansmanda yer almıştır. Proje’nin finansmanında yer alan kamu kurumları ile 25 banka ve finans kuruluşunun isimleri şöyledir: (https://www.1915canakkale.com/hakkinda/proje-finansmani)

Projenin ödülleri saymakla bitmiyor

Çoklu finansman yapısı ile dünyadaki sayılı projeler arasına giren1915Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu Projesi, bugüne kadar 11 global finans ödülüne layık görüldü.

 

Bu ödüllü projede verilen trafik garantileri ile Deli Dumrul misali GEÇEN, GEÇMEYEN, BAŞKA KÖPRÜ VE YOLDAN GEÇEN DE ÖDEYECEK yani şimdiden borçluyuz.

Çıkartılan yasalarla düzenlemelerle de trafik garantileri hazine garantisi haline getirilmiştir.

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a 2013 yılında “Borç Üstlenimi” başlıklı 8/A maddesi eklenmiş olup, madde uyarınca genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından Yap-İşlet-Devret Modeli ile gerçekleştirilen ve asgari tutarı 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlara borç üstlenim garantisi verilmiştir. (http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/murat-muratoglu/devlet-parasiyla-devlet-ihalesi-944762/)

Konuyla ilgili Bakanlar Kurulunca, 19 Nisan 2014 tarih ve 28977 sayılı Resmi Gazete’de Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik yayınlanmış olup yönetmeliğe göre, asgari yatırım tutarı 1 milyar lira olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları tarafından yürütülen asgari tutarı 500 milyon lira olan yap-kirala-devret projelerinde sözleşmenin süresinden önce feshedilerek tesisin ilgili idareler tarafından devralınması durumunda Hazine ‘borç üstlenim taahhüdü’ verebilecektir.

Söz konusu yönetmelik başta 3. havalimanı, 3. köprü, Gebze-İzmit Otoyol projesi ve Kanal İstanbul olmak üzere milyar dolarlık projeleri kapsayacaktır. 8 ilde yapılacak eğitim kampusları ve 15 ilde yapılacak şehir hastaneleri de yeni yönetmeliğe dahil olacaktır.
(http://www.haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/940632-devlet-baba-garanti-verdi)

Görüyoruz ki halkımızın tüm birikimi, alınteri AKP iktidarı döneminde eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın tabiriyle “babalar gibi” satılmıştır. Öyle ki bu iktidar döneminde; vatanımızın bir parçası olan 19 Ege Adası ve 1 Kayalığımız bile Yunanistan’a adeta terk edilmiş, Cumhuriyet döneminin ilk toprak kaybı ülkemize yaşatılmıştır.

Görüyoruz, toplum gerçeklerimizle karşılaşır karşılaşmaz yerli ve yabancı Parababalarının halkın iyiliği üzerine söyledikleri buz üstünde yazıya döner. Bu her dönemde böyle dir. Hikmet Kıvılcımlının 1965 yılında Çaltı Dergisinde yayınlanmış yazısında da görebiliriz.  http://www.turkiyedireniyor.org/hikmet-kivilcimli-ozel-tesebbus-mulkiyet-miras-ap-hukumet-programi-uzerine/

Çanakkale 1915 Köprüsü ile Batı Yol projesi ve 1/100 binlik Çevre Düzeni Planı Çanakkale’nin sonunu getirmektedir.

Halkçı Mühendis Mimar Şehir Plancıları olarak otoyol projesi ve 1/100 binlik Çevre Düzeni Planı üzerine geniş bir çalışma yayınlaması yapacağız.

Paydaş Katılım Planı – 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara Çanakkale Otoyolu Projesi içerisinde de bölge halkının net bir şekilde karşı çıktığı doğanın ve yaşam alanlarının yok edildiği net bir şekilde ortadadır.

Balıkesir Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı gerekçeli raporları erişilebilmektedir.

https://mpgm.csb.gov.tr/balikesir-canakkale-planlama-bolgesi-1-100.000-olcekli-cevre-duzeni-plani-i-82273

Tüm bu veriler ışığında görüyoruz ki yerli ve yabancı Parababalarının topla tüfekle giremedikleri yurdumuzun tüm yer altı ve yer üstündeki kaynakları talan edilmektedir.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak ABD ve AB Emperyalizminin yarı sömürge haline getirdiği ülkemiz için tek çıkar yol, tek kurtuluş yolu; halkımızın 106 yıl önceki ruhla emperyalizme ve onların işbirlikçisi gerici iktidara karşı İkinci bir Kurtuluş Savaşı mücadelesi vermesinden geçtiğini yineliyoruz. Bu mücadelede ilham alacağımız kaynaklardan biri kuşkusuz Çanakkale Zaferi’dir.

Biz; 106 yıl önce de bu uğurda savaştık, bundan sonra da savaşmaya devam edeceğiz. ABD Emperyalistlerini ve onların ayrılmaz müttefiki AB Emperyalistlerini ülkemizden, bölgemizden çıkaracağız.

Ne diyordu Mustafa Kemal?

“Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücadeleyi öngören bir mesleği takip eden insanlarız.”

İşte biz de aynen bunu savunuyoruz.

Bu nedenle Çanakkale Zaferi’ni savunuyor ve sahipleniyoruz.

Yaşasın Çanakkale Zaferi’miz!

Çanakkale Geçilmedi, Geçilmeyecek!

Emperyalistler, İşbirlikçiler Geldikleri Gibi Gidecekler!

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.