Sakarya’da insanın kanını durduran bir görüntü

Sakarya’da insanın kanını durduran bir görüntü
04.07.2020
A+
A-

İnsanın kanını durduran bir görüntü

Dün Hendek’te 4 işçinin yaşamını yitirdiği 108 işçinin yaralandığı ve 3 işçinin halen bulunamadığı geçmişi iş cinayetleriyle kapkara bir lekeyle kaplı Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’ndaki patlamanın ardından Genel Başkan Abdurrahman Kaan’ın da aralarında olduğu bir MÜSİAD heyeti bölgeye geldi .Peki neden  ?

Fabrika sahibi MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun’a ‘moral vermeye’

Sosyal medyada yapılan paylaşımlarından da görüleceği gibi birde sofra düzdüler en eksiksizinden.

Şuçlularıda buldular işçiler ve meslektaşlarımız.

Coşkun, “Hiç olmasını istemediğimiz bir olay yaşadık” dedi. Fabrikada sürekli denetim yapıldığını ileri süren Coşkun, “İncelemeler yapıldıktan sonra daha detaylı bilgilendirme yapılacak” diye konuştu. İşçiler içerde ısınma vardı, söylemiştik diyorlar. Ama dinleyen kim.

Yakınlarını kaybedenler, yaralananlar acılarını paylaşıyor. Parababaları da birbirine destekte yarışıyor. .

Dün fabrikanın geçmişini  ve yapılan pişkin açıklamaları yazmıştık https://www.halkcimmsp.org/sakarya-hendek-havai-fisek-fabrikasinda-patlama/

Sevgili meslektaşlarımız. Mühendislik disiplininde öncelikle bir sorun tespit edilir, sorunun nedenleri ortaya konur daha sonra çözüme bakılır. Mühendis olarak düşünelim

SORUN: Meslektaşlarımızın ve işçilerin hayatları hiçe sayılıyor.Bizlere düşmanlar, peki neden ve nasıl oluyor? Parababaları bu kadar örgütlüyken bizler neden yapayalnız ve çaresiz duruma düşüyoruz?

İNCELEYELİM:

Süreç olarak daha geriye gidilebilir biz 1961 Anayasası’ndan başlayalım ;

1961 Anayasası, İşçi Sınıfımızın hak ve çıkarlarının yasalarla korunmaya alındığı bir Anayasaydı. Bu Anayasanın yaratmış olduğu özgürlükçü rüzgar İşçi Sınıfımızın sendikalar ve derneklerde örgütlenmesinin önünü açmış ve hızlandırmıştır.

Bundan rahatsız olan Parababaları ve onların Meclisteki temsilcileri “Bu anayasa ülkemize bol gelmektedir” diyerek, Uluslararası Emperyalizmle işbirliği içinde 1971 ve 1980 faşist darbeleriyle İşçi Sınıfımızın kanı pahasına mücadele ederek elde etmiş olduğu kazanımları birer birer elinden almaya başladı. Özellikle 24 Ocak Kararlarıyla uygulanan ekonomik tedbirler Parababalarının sömürü ve soygununu daha da katmerleştirmiştir.

 

1990’larda Sosyalist Kampın çökmesiyle beraber yerli ve yabancı sermaye ülkemizde halkımızın deyimiyle “Köpeksiz köyde değneksiz gezmeye başladılar” . Globalizm, Neo-liberalizm vb. adları kullanarak kırk yıllık emperyalizme yeni bir gömlek giydirip sömürülerini katmerlendirerek devam ettiler. Sosyalist Kamp varken bir anlamda zorunlu oldukları “sosyal devlet” anlayışından hızla uzaklaşıldı.

Bu süreç ülkemizde de özellikle Finans-Kapitalin has adamı Turgut Özal döneminde başlayıp bu günlerdeyse AKP iktidarı eliyle en acımasız ve en pervasızca devam etmektedir. Son süreçte çıkarılan işçi düşmanı yasalar; Kiralık işçilik, özel istihdam büroları, sendikalar yasasındaki anti-demokratik hükümler, kıdem tazminatına yönelik saldırılar, işsizlik ve pahalılık demek olan özelleştirme, taşeronlaştırma …

Domuzuna örgütlüler

TÜSİAD, TOBB, TİSK, MÜSİAD’larıyla domuzuna örgütlü olan Parababalarının has partisi AKP eliyle bu politikalar devam ettirilmektedir. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ise bu kadar pervasızlaşması , “Ben OHAL’İ SİZLER için çıkardım, bakın bu sayede grevleri yasaklıyoruz. Sizin rahat rahat çalışmanızı sağlıyoruz.” diyen anlayıştan aldığı cesaretde malumun ilamından başka bir şey değildir.

 

Akrebin sokması kininden değil doğası gereğidir.

 

Akrebin sokması kininden değil doğası gereğidir. Parababaları da doğası gereği daha çok kâr ve artıdeğer sömürüsü için böyle davranmak zorunda. Doğaları gereği de bir o kadar vicdan yoksunudurlar.

Ne diyordu Hisarcıklıoğlu?

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık.”

Daha belleklerimizde taptaze duran, 13 Mayıs tarihinde de 4’üncü yıldönümü olan, resmi rakamlara göre 301 madencinin diri diri gömüldüğü SOMA Cinayetinin; Parababalarının bilinçli bir tercihi ve kasten adam öldürmek olduğunun göstergesidir bu durum.

Nerede?

Tabiî ki kapitalist sömürü düzenlerinde.

Peki Parababalarının bu denli pervasızlaştığı bir dönemde İşçi Sınıfı ve onların örgütü sendikaların durumu ne?

Domuzuna örgütlü Parababaları karşısında İşçi Sınıfımız çil yavrusu gibi darma dağınık. Ülkemizde tam bir sendikalar faciası yaşanmakta. İşçi Sınıfımız sarı sendikacılar eliyle her gün yeni bir ihanete uğramakta. Hal böyle olunca da Hisarcıklıoğlu gibi Parababaları da pervasızca ve korkmadan konuşabiliyor. 1970’lerde nüfusun 40-50 milyon olduğu ülkemizde sendikalı işçi sayısı 1 milyonun üzerindeydi. Bugünse nüfus 80 milyona yaklaşmışken sendikalı işçi sayısı 500 binin altında. Bunun büyük bir bölümü de sarı sendikalarda “örgütlü” gözüküyor. Bazı fabriklarda da işçiler sendikasız. Havai fişek fabrikasında olduğu gibi. Ama bu böyle sürgitmez.

Parababaları sevinmesinler, onlar doğası gereği sömürücü sınıfsa yine doğası ve çıkarı gereği devrimci olan İşçi Sınıfı mutlaka aşağılık Parababaları düzenine son verecektir.

Bundan adımız gibi eminiz.

Örgütlenmekten başka şansımız yok. “Örgütsüz Halk Köle Halktır, Örgütlü Halk Yenilmez”

Bir kez daha tekrarlıyoruz.

Halkçı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları olarak diyoruz ki  Havai Fişek Fabrikası’ndaki  patlama kader değil cinayettir. İş güvenliği önlemleri almadan fabrikaların çalıştırılmasına göz yummak devlet politikası olmamalıdır. Kaybettiğimiz işçi kardeşlerimizin ailelerine, çalışma arkadaşlarına baş sağlığı ve sabır diliyoruz.

Türkiye İşçi Sınıfı silkinmeli, mücadeleye boylu boyunca girmelidir. Ölüm onların alınyazısı değildir. İş güvenliği önlemleri almayan işverenlere karşı örgütlü mücadele verilmelidir. Bu konuda sendikalar çalışma yapmalı, nutuk atmak yerine işçilerin yaşam haklarını korumalıdırlar.

Fabrikalarda çalışan meslektaşlarımızın hakları TMMOB tarafından takip edilmeli, sendikalar uyarılmalı, meslektaşlarımızın da yaşam hakkı korunmalıdır.

Bu fabrikaya çalışma izni verenler hakkında soruşturma başlatılmalı, sicili kabarık işverenler, Coşkunlar derhal tutuklanmalıdır. Kesinlikle bundan sonra isim de değiştirseler, yer de değiştirseler bu fabrikanın sahiplerinin ticaret ve sanayi işlerindeki  faaliyetleri  yasaklanmalıdır.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.