MESLEKTAŞIMIZ DERHAL İŞE İADE EDİLMELİDİR!

MESLEKTAŞIMIZ DERHAL İŞE İADE EDİLMELİDİR!

Sivas’ın Divriği İlçesinde Çiftay İnşaat A.Ş.’ne ait demir madeni işletmesinde heyelan riskini tespit edip önlem alınmasını isteyen meslektaşlarımız işveren tarafından önce ücretsiz izne çıkarılarak iş ilişkisi kesilmiş daha sonrada işten atılmışlardır.

İş güvenliği uzmanı olarak çalışan meslektaşımız mesleksel onurlarına yakışır bir şekilde ortaya çıkan heyelan riskini iş güvenliği tespit öneri defterine işlemişlerdir. Para hırsını iş güvenliğinin önüne koyan işveren tarafından Ocakta gerekli önlemleri yasal olarak almak yerine görevini yapan meslektaşımızı işten çıkartmıştır. 

Parababalarının temsilciliğini yapan mevcut siyasi iktidarın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM Odalara ve TMMOB’a yönelik “dev projeleri” ne karşı çıkan “hadsiz” ve “takozcu” olarak nitelediğini görmüştük. Aynı zihniyet meslektaşlarının, işçilerin can güvenliğinin tehlikede olduğunu net bir şekilde ortaya koyan meslektaşımızı da işlerine engel olduğunu düşünerek önce uzaklaştırma sonra da işlerine son vermiştir.

Biz bu zihniyeti biliyoruz. Doğaları gereği para insan yaşamından daha değerlidir. İş güvenliği tehlikede olduğu için 2020 Haziran ayında Muğla Milas Felspat maden ocağında taşımacılık yapan kamyon şoförleri Nakliyat İş sendikasında örgütlenmeye başlayınca Kömürcüoğlu  Group’a bağlı  Çınartaş  Enerji ve Madencilik    şirketi işçilerin işine son verdi.

İşçiler ne istiyordu?  5237 sayılı yasadan doğan iş güvenlikleri tehlikede olduğundan, zorla çalıştırıldıkları için anayasal hakları olan sendikalaşma haklarını almak istiyorlardı.

Peki ne olmuştu. İş güvenliği önlemi alınmayan bu maden sahasında kamyonlar sınırı aşan ağırlıkta kayaları taşıyorlar, taşımaya itiraz edenlere yol görüyor. Ya ölümü bile bile çalışacaksın ya da işsiz kalacaksın. İşçilere başka seçenek kalmıyor. İşte bıçak kemiğe dayanınca işçiler yasadan doğan haklarını kullanıp işi bırakıyorlar. Disk Nakliyat İş sendikasına üye oluyorlar. Mücadeleci kimliği ile bilinen sendikayı duyan işveren işlerine son veriyor.

Peki meslektaşlarımız ne yapmıştı. Maden şirketinin sahibi tarafından gerekli önlemler alınmayınca Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına iletilmek üzere CİMER üzerinden meslektaşımız tarafından yazılı bildirimde bulunulmuştu.

Peki bakalım yasa ve yönetmelikler kimin için;

Ülkemizde İş Sağlığı Güvenliği Yasası (Kanun No.6331), 30 Haziran 2012 tarih ve 28339 sayılı Resmî Gazete ‘de ilan edilerek yürürlüğe girmiştir. TBMM , İSG yasasının denetlenmesi ve sürdürülmesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı yetkilendirmişti. Buna bağlı olarak da İş Güvenliğiyle ilgili yönetmelikler çıkarıldı. Daha önceki mevzuatta yer alan İşçi Sağlığı kavramı yerine, yani işçi odaklı yaşam yerine iş sağlığı kavramı getirildi. İşçi değil iş ve işletme ön plana alındı.

Yasa ve yönetmeliklerle büyük umutlar bağlanan yeni “İş Güvenliği” mevzuatı uygulamada bir adım bile ileriye gidemedi. Bakanlık tarafından eğitim ve sınav ile yetkilendirilen ISG personelleri maaşını aldıkları Parababalarının iş yerlerinde ISG önlemlerini almaya hangi ölçüde etkili, önlemleri nasıl denetleyeceği ülkemizde yasa çıktığı andan itibaren tartışılan ve ISG sorunlarının temelini oluşturan bir husus oluşturdu.

İş Güvenliği Yasasıymış, ilgili yönetmeliklermiş, vız geldi Parababalarına. İşçi sağlığı için yatırım yapmak, para harcamak mı, ne mümkün. Varsın ölsünler, biri gider bini gelir onlar için.

Parababaları, İşçilerin iş cinayetlerine kurban gitmesi karşısında kılını kıpırdatmadı. İşçi arkadaşı yerde üstü örtülü yatarken işveren işçilerin çalışmaya devam etmeye zorlandı. Aynı işçi ekmeğini bir lokma daha büyütebilmek, insanca çalışma koşullarına kavuşabilmek için sendikada örgütlendiği anda kendisini kapının önünde buldu. En yakın örneği Muğla, Eskişehir ve Urfa Tüvtürk araç muayene istasyonlarında, işçiler, çoğunluğu nitelikli işgücü olmasına rağmen, asgari ücret düzeyinde bir ücret alıyorlardı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği kurallarının yeterince uygulanmadığı ve iş güvencesinin olmadığı, en ufak bir problemde keyfi olarak işten çıkarmaların yaşandığı koşullarda çalışıyorlardı. Kapının önüne kondular haklarını alamadan. Mücadeleleri hala devam ediyor.

Buna göre öncelikle çalışanların iş güvenliğinin sağlanması, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması devletin ve bu konuda yetkilendirilmiş kişilerin asli, anayasal görevi olmasına rağmen ülkemizde sürekli iş kazası yaşanmakta ve yaşanan her ölümcül iş kazasında Parababaları yerine iş yerindeki mühendis veya müdür pozisyonundaki kısmen yetkili görülen kişiler yargılanmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği yasası çıktıktan sonra da Parababalarının kar hırsı , iş kazalarının yaşanmasını azaltmak yerine artmasına yol açmış ve yargılamalara iş yerindeki mühendis, müdür pozisyonundaki kişilerin yanına ISG uzmanları da eklenmiştir. Bu yargılamalarda Parababaları ya hiç yargılanmamış ya da çok az ceza alması sağlanmıştır. Soma Katliamındaki işverenlerin serbest kalmaları can alıcı bir örnektir.

Bu düzende en acısı çocuk işçi ölümleri. Çocuklarımız için iyice güvensiz hale gelen ülkemizde, tüm halkımız gibi çocuklar da en zor günlerini yaşıyor. Çocuk işçiler kayıt dışı çalıştırılmakta hatta çalıştırılmamaları gereken ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. İşyerlerinde çocuk işçi çalıştırılması yasaklanmalıdır.

Ülkemiz insan hayatının sistematik olarak yok sayıldığı ve giderek yok edildiği bir ülke haline dönüştürüldü.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak meslektaşımızın derhal işlerine iade edilmelerini ve sorumlulardan hesap sorulmasını istiyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi ile çalışma yaşamı acilen yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Yapılacak olan yeni düzenleme Parababalarının temsilcileri ile değil Sendikalar, Meslek Örgütleri temsilcileri ve bilim insanlarından oluşturulan kurullarla yapılmalıdır. Unutmamak gerekiyor ki sistemi bu hale getiren erk Parababalarına, işverenlere dost, İşçi Sınıfına ve Emekçi halklarımıza düşmandır. İnsan hayatının sistematik olarak yok sayıldığı ve yok edildiği bu sistemle mücadele edilmelidir, İnsanca yaşanacak, ölüm korkusu olmadan işçilerin ve İş Güvenliği Uzmanlarının, baskı altında olmadan güvenceli bir şeklinde çalışacağı, söz ve karar sahibi olacağı bir sistemin kurulması için bilinçli ve örgütlü mücadele yürütmek en temel görevimizdir.

İş Cinayetlerinin olmadığı günleri görebilmek için Halkçı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları İs Güvenliği Uzmanlarının ve işçilerin sorunlarının takipçisi olacaktır. Kafa ve kol emekçileri olarak  örgütlenmek, güvenceli ve insanca yaşamak olmazsa olmaz hakkımızdır. Mutlaka bu haklar alınacaktır. ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIRÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.