İzmir’in Bayındır ilçesinde yaban hayatı ve doğanın yok edilmesine izin verilemez

İzmir’in Bayındır ilçesinde yaban hayatı ve doğanın yok edilmesine izin verilemez
05.07.2020
A+
A-

İzmir’in Bayındır ilçesine bağlı Sarıyurt ve Kızıloba Mahallesi’nde kurşun – çinko maden ocağı kapasite artışı talep etti. CVK Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret AŞ’nin “Kurşun-Çinko Maden Ocağı Kapasite Artışı, Kırma-Eleme Tesisi ve Sondaj Yöntemiyle Maden Arama Faaliyeti Projesi” Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu sonuç verildiği taktirde geri dönüşü olmayan bir tahribat başlayacaktır.

Bayındır Ovacık Yaban Hayatı Geliştirme Sahası karacaların yaşam alanı.Bu alan Proje alanı içerisinde kalıyor. ÇED Başvuru Dosyası’nda yer alan bilgilere göre yaklaşık 810 hektarlık alanda kapasite artışıyla birlikte yıllık 150 bin ton kapasiteli kurşun ve çinko ocağı yapılması planlanıyor. Hazırlanan dosyada alanda 12 ay boyunca çalışma yürütüleceği, ayda 25 gün ve her gün de 16 saat çalışılacağı belirtiliyor.

Dereköy, Ergenli, Turan ve Yusuflu köyleri de Ilıca Deresi’nin suyu ile tarım ve hayvancılık yapmaktadır.Mevcut durumda dahi kimyasal maddeler dereye sızdığı için şiddetli çevre kirliliğine yol açmış durumda. ÇED başvuru dosyasında belirtilen maden sahası içindeki yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile havza sularının küçük dereler yoluyla beslediği Ilıca Deresi yer alıyor.

Bu kadar geniş bir alanda işletilecek olan maden sahasının vereceği başlıca zararlar şunlardır:

Yapılacak sondaj çalışmalarından dolayı doğacak hasarlar(Patlama sebebiyle doğal hayattaki canlılar ve doğal denge üzerindeki etkileri)

Çinko ve kurşun gibi ağır metallerin vermiş olduğu doğa tahribatı

Suların zehirlenmesi

Tarım arazilerinin yok olması

Pasaların (maden kazılarından kaynaklanan atıklar)taşınma ve depolanma sonucu doğacak zararlar

2 Ağustos 2012 yılında onaylanan planlara göre bölgede karaca türünün çoğalması hedeflenmektedir.Tüm bu çalışma boşa gidecektir.

Bölgedeki endemik bitkiler, alandaki 38 bitki taksonu ÖDA (Önemli Doğa Alanı) kriterlerini sağlamakta ve bölge nesli tehdit altında olan endemik bitki ve hayvan türlerini barındırmaktadır.

İzmir Papatyası (Anthemis Xylopoda) ve Zeybek Çiçeği (Centaurea zeybekii) yalnızca bölgede bulunan nesli tehlike altında olan endemik türlerdir.

Bölgede yaşayan Parnassius Apollo kelebeğinin nesli küresel ölçekte tehdit altındadır.

Kapanmış bile olsa çinko madeninin Balıkesir Balya’da halk sağlığına hala zarar verdiği bilindiği halde doğa harikası Bayındır Ovacık Bölgesi’ne bu zarar nasıl veriliyor sizlerin vicdanına bırakıyor, örnek olarak sunuyoruz.

65 yıldır kapalı bulunan gümüş ,kurşun,çinko çıkarılan madenin çevre sel zararlarının değerlendirildiği yazıyı aynen sunuyoruz.(Bianet Mustafa Sütlaş)

Balıkesir’in Balya ilçesindeki kapalı maden alanında inceleme yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu, değerlendirmelerini açıkladı:

Gümüş, kurşun, çinko çıkarılan ve 65 yıldır kapalı bulunan maden sahasında, çevresel zararlar sürüyor. Madenin atıklarının yer altı sularına karışması ihtimali var; Manyas gölü tehlikede. Atıklar nedeniyle tarım ve hayvancılık zarar görüyor, ağır metaller çevreyi kirletiyor. Bölgede, çevresel kirlilikten kaynaklanan hastalıklar ve ölümler var.

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nilay Etiler’in verdiği bilgiye göre, bölgede daha önce Maden Tetkik Arama ve İstanbul Teknik Üniversitesi yetkilileri de ölçümler yapmış ve ağır metallerin yüksek düzeyde bulunduğunu saptamıştı. İncelemelerde, bakır, çinko, simli kurşun ve kaynağı belli olmayan siyanür bulunmuş; toprağın asbestli olduğu da söylenmişti.

İlçe merkezinde 2 bin kişi yaşıyor.

Etiler, açıklamasında şu bilgileri verdi:

* Balıkesir’e yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Balya’nın merkezinde 2 bin kişi yaşıyor. Bağlı köylerle birlikte ilçe nüfusu, 22 bine ulaşıyor. Madenin faal olduğu 1930’lu yıllarda bu sayı, 30 binin üzerindeymiş. Çalışmak için farkı bölgelerden göç edenler, maden kapandıktan sonra da ilçede yaşamayı sürdürmüşler. İlçede halen bir sağlık ocağı ile Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SSK) bağlı bir sağlık merkezi mevcut.

* Balya’daki madenin ilk işletmesini Fransızlar yürütmüş. O zamanki adı Karaydın Madenleri AŞ. olan madende, çalışmaya başladığı 1878’den 1940’a kadar 400 bin ton kurşun çıkarılıp Fransa’ya yollanmış.

* Bazı kayıtlara göre, madenin geçmişi Romalılar dönemine kadar uzanıyor. Bölgede bazı yerlerde Roma kalıntılarının varlığı biliniyor. İlçe Merkezi Belediye Başkanı Zekai Bayram, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü’ne başvuruda bulunup ilçenin bu yönden de araştırılmasını istemiş.

* 1935’de çıkarılan bir yasa ile bölgede yapılan üretim faaliyetlerinin gümrük masraflarından muaf tutulacağı ve gerekli izinler için sadece çıkarılan madenle ilgili bilgi verilmesinin yeterli olacağı kararlaştırılmış.

* Fransız şirketi bu kurala uymayınca, 1939’da hükümet anlaşmayı fesh etmiş. Fransızlar, o dönemde madenden çıkanları döşedikleri özel demiryolu hattı ile Bandırma Limanına aktarıyor ve buradan yurtdışına naklediyormuş. Maden sahasının toplam alanı 30 bin hektar. Bölgenin bazı aralarında kömür de dahil olmak üzere küçük maden arama ruhsatlarıyla kazılar yapılıyor. Yörede ayrıca, çok sayıda doğal sıcak su kaynağı ve kaplıca bulunuyor.

Ölen koyunlar

* Yöre insanı, 1996’da maden yakınında suç içen bir sürüdeki 40 kadar koyunun telef olduğunu anlatıyor. Ayrıca, madenin yukarı tepelerinde bulunan ve Ağuluburun adı verilen mevkiden otlanan hayvanlarda da ölümler gözlenmesi sonucu, Belediye Çevre Bakanlığı’na başvurmuş.

* Sonuçta, bölgede kadminyum, arsenik, kurşun, çinko gibi ağır metal atıklarının bulunduğu ve zehirli atıkların toplam miktarının 40 milyon tona ulaştığı tahmin edilmiş.

* Ancak, madenin zehirli atıkları sahipsiz olduğu; ve çevre mevzuatında sahipsiz atıkların ne yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı için duruma müdahale edilmemiş.

* Madenin bulunduğu vadideki akarsu, Manyas Gölü’ne dökülüyor. Debisi yaz aylarında yüksek olmamakla birlikte, yağışların artışı ile yükseliyor ve yer altı sularına karışması ihtimali de var.

Duman parası

* Yöre halkı, 1930’lu yıllarda halka yüklüce bir duman parası ödendiğini anlatıyor. Bunun nedeni, özellikle dökümhane fırınlarının bacasından çıkan kurşun buharıymış.

* Kurşun buharının yarattığı kronik kurşun zehirlenmesi çalışan amelelerde empotans yarattığı; bu nedenle başlayan itirazları engellemek için Fransızların duman parası ödediği tahmin ediliyor.

* Vadide kükürtten kaynaklanması muhtemel, çok keskin bir koku var; koku boğazı yakacak kadar yoğun ve rahatsız edici.

* Atıklar hala vadinin bir kısmında duruyor. Vadiden akan ve maden bölgesinden geçen suyun bölgeden önceki bölümünde canlı yaşam sürüyor, ancak maden bölgesinden başlayarak daha sonrasında hiçbir yaşam belirtisi yok.

Su değil asit akıyor

* Yaz ayları olması nedeniyle, akarsuyun debisi çok düşük. Akarsuyun etrafında ağır metallerden kaynaklanma olasılığı yüksek tuz kalıntıları görülebiliyor.

* Suyun bölgeden önceki bölümünde asit değeri 5.6; daha aşağıdaki bölgede ise 2.5. Vadiden yaklaşık 15.2 kilometre ötede ise, daha geniş alana yayılan maden atıkları ve arasından geçen başka bir akarsuyun incelendiğinde pH 2.6 olarak tespit edildi. Bu, suyun ileri derecede asidik özellik gösterdiği anlamına geliyor.

* Su koyu renkte, hiçbir canlılık belirtisi taşımıyor ve Manyas gölüne dökülüyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Manyas Gölünden etraftaki tarım alanlarını sulama projesi yapmış ve 2004 yılında yaşama geçirmeyi planlıyor. Bu nedenle, bölgenin kirliliği ayrı bir önem taşıyor.

* Balya’daki bazı eski evler yıkıldığında, evlerin maden atıklarından yapıldığı görülüyor. Belediye Başkanı Zekai Bayram, mezarlık kayıtlarına göre, 2002’de yaşanan 32 ölümün 28’inin akciğer kanserinden kaynaklandığını belirtti. Bölgede kısırlık fazla ve ani ölümler de sık görülüyor.”

 

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak uyarıyoruz. Yaban hayatının yok edilmesine, sularımızı zehirlemesini, insan, hayvan ve toprak sağlığının tehlikeye atılmasını asla kabul etmeyiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.