Hatay Arsuz’da 1820 hektarlık orman arazisi delik deşik edilecek.

Hatay Arsuz’da 1820 hektarlık orman arazisi delik deşik edilecek.
17.03.2021
A+
A-

Hatay’ın Arsuz ilçesinde yer alan Hüyük Mahallesi’nde açılmak istenen krom madeni projesi için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci bölge halkının itirazlarına rağmen kaldığı yerden devam ediyor.

Çevresel Etki Değerlendirme sonuncuna göre Valilik tarafından duyurusu yapılıp daha sonrada Halkı Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirilmektedir.

Daha önce de Halkı Bilgilendirme Toplantısı yapılmak istenmiş, itiraz eden halk jandarma engeliyle karşılaşmıştı.

Süreci değerlendirelim;

Bölgede yangınlar çıkmıştı.  https://www.haberturk.com/hatay-haberleri/81082588-arsuzda-orman-yanginiyangin-kisa-surede-havadan-ve-karadan-mudahaleyle-kontrol-altina

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/hataydaki-orman-yangini-kontrol-altina-alinmaya-calisiliyor/2002025

Hatay Valiliği, 30 Eylül’de köylere 12 Ekim’de maden çalışmasına yönelik ÇED toplantısı yapılacağı ile ilgili bir yazı göndermişti.EK1 de bu yazıyı bulabilirsiniz.

Hatay’da çıkan yangının ardından ÇED toplantısı ertelendi, ÇED toplantısının yapılacağı alana gitmek isteyen köylüler jandarma tarafından durduruldu. 

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), 68 ildeki 766 bölgede maden ruhsatı verilmesi için 24 Ağustos’ta ihale süreci başlatmıştı. MAPEG tarafından 140. grupta ihale edilecek maden arama sahaları arasında Payas, Arsuz, Belen, Dörtyol ve Hassa ilçelerinde bulunan 9 yer bulunuyor. 

Pandemi sebebiyle ;

Krommer Madencilik Şirketi tarafından yapılması planlanan krom ocağı için yeni toplantı tarihi 18 Mart Perşembe olarak belirlendi.

Arsuz Kaymakamlığı ise toplantının yapılacağı tarihi de kapsayan 12 Mart-26 Mart tarihlerinde Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler dışındaki tüm eylem ve etkinliklerin yasaklandığını duyurdu.(EK2 ARSUZ KAYMAKAMLIĞĞI İlç Jandarma Komutanlığı açıklama )

Köylüler toplantının ertelenmesi için İl Müdürlüğüne başvurdu. İl Müdürlüğü imza toplanmasını istedi.600 imza toplanmasına rağmen toplantı ertelenmedi.

KROMMER MAD. MER. NAK. İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Hatay İli, Arsuz İlçesi, İR: 20068401 Ruhsat Nolu Krom Ocağı ÇED  Başvuru Dosyasını inceleyelim .EK3 87 sayfadan oluşan ÇED Başvuru dosyasını indirebilirsiniz. CED BASVURU DOSYASI-20068401

Faaliyet Açık işletme olarak yapılacaktır. “Açık işletme ve galeri alanı olarak belirtilen alanlar muhtemel rezerv alanları olarak seçilmiştir. Galeri yapılacak alanlar; ÇED ve Orman izinlerinin tamamlanmasının ardından yapılacak arama(yarma) sonucunda belirlenecektir.” Sayfa 7

Maden işletmesinin çevreye verdiği zararlar şu şekilde sıralanabilir.

1-Arazinin orijinal ve estetik görüntüsünün bozulması, toprağın sedimantasyonu(bkz EK) ve erozyonu.

2-Tarım,orman ve rekreasyon alanlarının zarar görmesi

3-Kilometrelerce yeni yol yapılması sonucu doğal alanlarda oluşan parçalanma doğanın ve yaban hayatının bozulması

4-Patlamaların tetiklediği heyelan ve gürültü kirliliği

5-Zehirli ağır metallerin oluşturduğu hava ve su kirliliği

Faaliyet alanı orman vasfındadır.

Faaliyet alanı orman vasfında olduğundan, 23.01.2010 tarih ve 27471 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Madencilik Faaliyetleri İle Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği” çerçevesinde Orman Bölge Müdürlüğüne Rehabilitasyon Projesi verilecektir. Sayfa 7

 

Çalışma ne kadarlık bir alanda yapılacak?

Toplam ÇED Alanı 188,51 ha’dır. Proje alanında 0,10 ha stok sahası, 14,39 ha pasa sahası, 4,86 ha bitkisel toprak sahası ve 0,23 ha şantiye alanı bulunacaktır.”Sayfa4

497,13 ha’lık ruhsat sahasının Çed.1, Çed.2, Çed.3 ve Çed.4 alanlarının 188,51 ha’lık kısmında açık ocak ve galeri olarak çalışılması planlanmaktadır ”Not:( Hektar, sembolü ha. 10.000 m²’ye eşit olan alan ölçü birimi.)

Yerli ve yabancı parababalarına yer altı zenginliklerimiz en acımasız şekilde üretim yöntemleriyle peşkeş çekilemez.

İnsanlık tarihinin ilk günlerinden günümüze kadar, bilim ve teknolojiyle paralel olarak, doğal yaşam çevresindeki olanaklar insan tarafından kullanılmıştır. Günümüzde çağdaş ölçülerde bir yaşam sürdürülebilmesinin temel dayanaklarından biri de doğal kaynaklardır. Günlük yaşamımızda kullandığımız ürünlerin önemli bir bölümü doğal kaynakların değerlendirilmesi sonucu elde edilmektedir. Peki çıkartılan maden nerelere pazarlanacak ?

İşlenen malzeme bölgedeki özel sektör ve devletin çeşitli yatırımlarında özellikle de yurtdışı piyasalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere pazarlanacaktır. Sayfa 8

Çıkartılan maden ne amaçla kullanılıyor? Paslanmaz çelik metal ve silah endüstrisinde mi?

“. Paslanmaz çelik metal ve silah endüstrisinin çok önemli bir maddesidir. Krom çeliğe sertlik, kırılma ve darbelere karşı direnç, aşınma ve oksitlenmeye karşı koruma sağlar. Bu kapsamda kromun çeşitli alaşımları mermi, denizaltı, gemi, uçak, top ve silahlarla ilgili destek sistemlerinde kullanılır. Krom kimyasalları paslanmayı önleyici özellikleri dolayısıyla uçak ve gemi sanayinde yaygın olarak; kimya endüstrisinde de sodyum bi kromat, kromik asit ve boya hammaddesi yapımında, metal kaplama, deri tabaklama, boya maddeleri (pigment), seramikler, parlatıcı gereçler, katalistler, boyalar, organik sentetikler, konserve yapma ajanları, su işleme, sondaj çamuru ve diğer birçok alanda tüketilir.”Sayfa 8

Projenin faaliyet alanı nasıl bir konumdadır? Kilometrelerce yeni yol yapılması sonucu doğal alanlarda oluşan parçalanma doğanın ve yaban hayatının bozulması.

““İR:20068401 (ER:3112220)Ruhsat Nolu Krom Ocağı” faaliyetidir.. Faaliyet alanı orman arazisi konumundadır.” Sayfa9

“İşletmenin çalışmaya başlayabilmesi için üzerindeki örtü toprağının kaldırılması gerekmektedir. Yapılacak örtü-kazı kalınlığı ortalama 10 cm. civarındadır” Sayfa9

“Faaliyet alanı, Hatay İli, Arsuz İlçesi yakınlarındadır. Çalışma sahasına mevcut stabilize yollarla ulaşılmakta olup, gerek duyulduğu durumlarda çalışma sahasına ilave yollar yapılacaktır. Faaliyet alanına en yakın yerleşim birimi 2,6 km Kuzeybatı yönünde yer alan Hüyük Mahallesi ve 1.5 km mesafede bulunan Hüyük Mahallesine ait konutlardır. Ayrıca 3,6 km batısında Avcılarsuyu mahallesi, 3,6 km kuzeydoğusunda ise Karagöz mahallesi bulunmaktadır. Arsuz ilçesine yaklaşık 7 km ve Hatay il merkezine yaklaşık 100 km mesafededir”Sayfa10

“Tesis için mevcut orman yolları kullanılacaktır. Faaliyet alanına ulaşmayan yerlerde yol inşa edilecektir.”Sayfa10

Raporda bölgenin doğal afet durumu açıklamış peki ya gerçekler;

“Tesisin bulunduğu yer ve yakın çevresi AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından yenilenmiş Türkiye Deprem Tehlike Haritasına göre, Yüksek Tehlikeli Bölgeler arasında yer almaktadır. Tesis ve çevresinde heyelan, kaya düşmesi, çığ, su baskınları gibi bir doğa afet oluşmamıştır. Her ihtimale karşı faaliyet alanına, su baskınları vb. olabilecek tabii afetler için gerekli önlem alınacaktır.”Sayfa 21

Bölge için çıkmış sel haberine bakalım; https://www.iskenderun.org/haber-kuvvetli-yagisla-arsuz-u-sel-vurdu-27435.html

Bölgedeki yaban hayata zarar verilecek.

“1/7/1983 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca Orman Bakanlığı’nca belirlenen “Yaban Hayatı Koruma Sahaları ve Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanları”, Söz konusu projede açık ocak ve galeri işletmesi seklinde yapılacak olan madencilik faaliyetleri 05.l0.2006 tarih ve 26310 sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan İskenderun-Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası (YHGS) “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesinde” yer almaktadır.” Sayfa 28

Orman vasfı olan bir alan nasıl talan edilebilir?

“31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman alanı sayılan yerler, Çalışma alanı Orman Genel Müdürlüğü e-harita sisteminde orman toprağı vasfındadır.” Sayfa 29 (Kaynak: http://www.ogm.gov.tr/Sayfalar/OrmanHaritasi.aspx)

Acı bir şekilde TÜFE‘nin (Tüketici fiyat endeksi)pinpon topu, saç jölesi gibi ürünlerle hesaplandığını biliyoruz. Deniz Kaplumbağası, Akdeniz Foku Yaşama alanlarının bakıldığını biliyor muyuz. “20/2/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi” (BERN Sözleşmesi) uyarınca koruma altına alınmış alanlardan “Önemli Deniz Kaplumbağası Üreme Alanlarında belirtilen I. ve II. Koruma Bölgeleri, “Akdeniz Foku Yaşama ve Üreme Alanları”,”Sayfa 30

Halkı Bilgilendirme Toplantılarının yapılmasının amacı ne ?

“25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, uyarınca projenin etkilerine maruz kalacağı düşünülen yerel halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere, kapsam ve özel format belirleme toplantısından önce “Halkı Bilgilendirme Toplantısı” yapılacaktır. ”Sayfa 43

Planda doğal alanların nitelikleri de mevcuttur. Gerçekler harita ve detaylar incelendiğinde görülebilir.(EK4)

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak uyarıyoruz.

“Çağdaş insan kendini doğanın bir parçası olarak değil, yazgısı onu egemenliğine almak ve yenmek olan bir güç olarak hissetmektedir; oysa bu savaşı kazanacak olursa, kendisini de yenik düşen tarafta bulacağını unutmaktadır”. Schumacher

İnsan, toplumsal yapıların ve ilişkilerin gereklerine uygun olarak 10 bin yıldan bu yana doğayı işlemiş, doğa kaynaklarını kullanmış, ulaştığı bilgi birikimi ve geliştirdiği uygulayım bilime koşut olarak egemen olmaya çalışmıştır.

20.yy ortalarından itibaren sanayi devriminden sonra hızla çevre kirliliği artmıştır. Kapitalizm sistemin getirdiği bu talan acımasızca yok ediş yüzünden bugün çevre sorunu insanlığın en büyük sorunlardan bir tanesi haline gelmiş durumdadır.

Bugün yerli ve yabancı Parababalarının ülkemizin doğal kaynaklarını talanlarını hep beraber görmekteyiz. Kapitalist sistem insanlığa ve doğaya yaptığı her zarar verişinde ortaya çıkan sorunlar karşısında halkları kandırmak için çeşitli oyunların içerisine girmektedir.

Bunu çok iyi bir şekilde görebiliriz. Milyonlarca kişinin ölümüne ve sakat kalmasına sebep olan savaşın ardından Barış günü ile görebiliriz. Tarıma ve hayvancılığa verdikleri zarardan sonra BM kararıyla verilen Süt gününden görebiliriz. Daha birçok örnek verilebilir. Bu acımasız düzenin suçlarını örtbas etmeye çalışmaktan öteye gidememektedir. Basında doğayı talan eden Parababalarının şirketlerinin açıklamalarını görebilirsiniz. AB-D emperyalistlerinin ve onun yerli işbirlikçilerinin güzel afişlerle afilli sözlerle nasıl çevre gününü sahiplendiklerini gözlemleyebilirsiniz.

Parababalarının çıkarları gereği doğaya olan ilgisi ve ilişkisinin salt bir üretim aracına olan ilgisiyle ilişkisiyle aynıdır. Parababaları kendisini ülke gözetmeksizin doğanın sahibi sanmaktadır. Acımasızca, ister çağlayanlar, zengin madenler, balıkla dolu sular, ister daha elverişli bir yerde bulunan bir arsa olsun, orman olsun gözünü kırpmadan yok etmektedir. Onlar için doğada üretim makinasından farklı bir şey değildir.

İnsanın doğal çevre üzerindeki etkisi pek çok farklı şekilde meydana gelebilmektedir: Bunlardan biri, yüzey şekilleri üzerinde meydana getirdiği 11 değişikliklerdir. Doğal olmayan değişikliklere örnek olarak mesken, yol, köprü, tünel, hava alanları, karyolaları, barajlar, taraçalar, setler ve kanallar (Süveyş, Panama) verilebilir. Yeryüzündeki bitkinin dağılışı üzerinde, yerlerini değiştirerek etkisini göstermiştir. Böylece bitkiler doğal olmayan yetişme alanlarında görülmeye başlanmıştır. Ormanlık alanları yok etmesi ve hayvancılık faaliyetleri esnasında aşırı otlatma sonucu meydana getirdiği değişiklikler bitki örtüsü üzerindeki değiştirici etkisinin diğer örneklerini oluşturmaktadır. İnsan yaptığı faaliyetlerle bitki ve hayvanın yeryüzündeki dağılışını etkilemektedir. Amerika’da doğal olarak yaşamayan koyun, domuz ve keçinin yaşamaya başlaması bu duruma örnek oluşturmaktadır.

Dünya’nın kendini yenilemesi ve temizlemesi dolayısıyla pek üzerinde durulmayan kirlilik problemi, iklimin normal seyrinin altında ve üstünde değişmesi, küresel ısınmanın meydana gelmesi, asit yağmurlarının baş göstermesi, hayvan ve bitki türlerinin çeşit ve sayılarının azalması gibi sorunlardan sonra önem kazanmaya başlamıştır. Ancak çevre sorunları sadece kirlilikten ibaret olmayıp doğanın işleyişine ve yapısına yapılan birçok müdahale ekolojik denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmekte ve çeşitli çevre sorunlarını tetikleyebilmektedir.

Ülkemiz de ;

Sanayileşme ve plansız kentleşme, artan nüfus ile birleştiğinde ekosistem üzerinde büyük bir baskı yaratıyor.

Hava, su ve toprak kirliliği artıyor.

Türkiye’de üretilen tehlikeli atık miktarı belirsiz ve sanayide üretilen ve kullanılan kimyasallar ve ortaya çıkan atıklar gittikçe artıyor.

Ülkemizde biyo çeşitlilik çeşitli şekillerde toprağın bozulması ve doğal kaynakların yok olmaya başlaması yüzünden tehdit altında.

Her yıl 2 milyona yakın genetiği değiştirilmiş mısır, soya, pamuk ve kolza tohumu kaçak olarak Türkiye’ye sokuluyor.

Erozyon sonucunda yılda 500 milyon ton verimli toprak kaybediliyor. Her yıl 80-100 bin dönüm orman yanarak, 5-7 bin dönüm orman ise tarla açma ve yerleşme sebebiyle yok oluyor.

Plansız kentleşme, atık sular, altyapı yokluğu, turizm ve kontrolsüz avcılık yüzünden denizler ve kıyılar kirleniyor

Termik santrallerin Türkiye’nin toplam karbondioksit salkımında yüzde 20 payla üçüncü sırada yer almasına, çevre ve insan sağlığına verdiği zararlar tespit edilmesine rağmen yeni termik santraller planlanıyor.

Binlerce yıllık tarihi ve kültürel öğeleri yok ediliyor. Hasankeyf’in su altında kalmasını gördük.

Siyanür ile altın çıkarılmaya orman talanlarına devam ediliyor.

Vahşi madencilik Artvin’de, Kaz Dağlarında, Uşak’ta, Bursa ‘da yaşam alanlarını tehdit etmeye devam ediliyor.

Aydın jeotermal sahasına dönüştürülmüş durumda

Sayfalarca yazabiliriz….

Bu bir kader değil!

İnsanlık rahat bir nefes alabilir. Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak biliyoruz. İnsana değer vermeyen bir sistem doğaya asla değer vermez. Yerli ve yabancı parababalarında insan ve doğa sevgisi yoktur.  Doğayı, ormanları katleden, canlıları yok eden, insanlarımızı insanlığından uzaklaştıran bu sisteme karşı çıkıyoruz. Doğal kaynakları ve doğal güzelliği kendine yeten ülkemizde yapılan tüm talan yağma insanlık dışı doğa düşmanı uygulamaların karşısında olacağız. Dünyadaki açlığın, kıtlığın, yokluğun, yoksulluğun yaratıcısı, çocuk ölümlerinin sorumlusu, doğayı katleden AB-D Emperyalistlerine ve İşbirlikçilerine karşı, bıkmadan yılmadan usanmadan mücadele edeceğiz. 

Dünyadaki açlığın, kıtlığın, yokluğun, yoksulluğun yaratıcısı, çocuk ölümlerinin sorumlusu, doğayı katleden AB-D Emperyalistlerine ve İşbirlikçilerine karşı, bıkmadan yılmadan usanmadan mücadele etmekten geçer .

EK1

EK2

Sedimantasyon :Tarımsal gelişme genellikle, erozyona uğramış toprak birikiminin yarattığı besin açısından zengin topraklara bağlıdır. Rüzgar veya suyun hızı yavaşladığında, erozyona uğramış tortu yeni bir yerde birikir. Tortu, sedimantasyon adı verilen bir süreçte oluşur ve verimli topraklar oluşturur.

(EK3)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.