Doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak hayat kurtarır

Doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak hayat kurtarır
21.06.2020
A+
A-

Bazı önemli   tarihler vardır ki bazı iller ve ilçeler için acı ve unutulmaz günlerdir. 19 Haziran  da böyle bir gün Trabzon Akçaaabat için acı dolu ,tüyler ürperten bir gün.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde, 19 Haziran 1990 yılında yaşanan sel ve heyelan felaketinde, 21 kişi yaşamını yitirdi, onlarca ev ve köprü çöktü, yollar hasar gördü. Geçen 30 yılda, sel afeti sırasında önüne kattığı her şeyi denize sürükleyen dere yataklarının üzeri ve çevresine yeni binalar yapıldı. Selin yıl dönümünde, geçen zamana karşın, tanık oldukları korku dolu o anları da unutamıyor.

O günleri yaşayan   “Sel afetine tanıklık eden gazeteci Metin Güneysu, afet günlerini anlattı. Bu tür afetlerden dersler alınması gerektiğini belirten Güneysu, “Böyle bir şeyi hayal etmek mümkün değil. İnşallah bir daha yaşanmaz. O gün köprüler, evler yıkıldı. İnanılmaz bir felaketti. Bizzat tanık oldum. Önlem almak lazım. O yıllarda ilçemiz daha küçük, şirin bir yerdi. Coğrafi koşullar nedeniyle insanlar buldukları yerlere, dere yataklarına evler yaptı. Bence 1990 yılındaki bu felaket bize çok büyük bir ders verdi. Ama bu dersi alabildik mi? Bu biraz soru işareti. Bölgemiz bu tür afetler yaşayan, bundan sonra da yaşayacak olan bir yer. Önemli olan ders alıp, o günleri tekrar yaşamamaktır” şeklinde konuştu.

O dönemde çocuk olan bir Akçabat sakinini dinleyelim :

‘ANNEMİN ÇIĞLIKLARI HALA AKLIMDA’                                                                                                                                                 

“İlçe sakini Emine Çelik ise 10 yaşında yaşadığı seldeki korku dolu anları anlatarak, “Gecenin bir yarısı elektrikler kesildi, uyandık. Annemin çığlıkları hala aklımda, ‘kalkın’ diye bağırıyordu. Çocuktuk, çok korktuk, evi terk ettik. Birçok insanın evi gitti, kayıplar oldu. Bu selin ardından yine felaketler yaşandı ama değişen bir şey olmadı. Aynı kaderi yaşamak durumdayız. Hatta o gün, oyuncağım evde kaldı diye ağlamıştım” dedi

“Yaşanan afetin tanıklarından gazeteci yazar İsmail Topal ise, “19 Haziran Salı’ydı, bu tarihi unutmak mümkün değil. Olayın tamda içerisindeydim. Aniden bastıran yağış, elektrik ve telefonlar kesildi. İnsanlar panik yaşadı. O şiddetli yağış az sürdü, belki bir yarım saat daha sürseydi, çok büyük bir yıkım olurdu. Can kayıpları oldu. Akçaabat’ın yakın tarihinde böyle bir olay yaşanmamıştır. Ders alınmıyor maalesef. Şehir de o zaman 7 deremiz taşmış, ilçe adeta mahvolmuştu. Derelere birçok düzenlemeler yapıldı. Asıl tehlike çukurda kalan sahil dolgu alanıdır” şeklinde konuştu.

Bir de meslektaşımızı dinleyelim

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, 90’lı yıllarda kamuoyunun sel afetlerinin nedenlerine ilişkin yeterli bilgisi olmadığını belirterek, önlemler noktasında sadece devlet değil, vatandaşlara da büyük görevler düştüğünü söyledi. Prof. Dr. Bektaş, “30 yıl önce Akçaabat ilçesinde yaşanan trajik olay aslında bugün de devam ediyor. Olayın boyutu fotoğraflarla ortada ama olayın nedenine ilişkin fazla bilgimiz yoktu. Küresel ısınma, yaz yağışları ve iklim değişimi konuları gündem değildi, halk da bilinçli değildi. Devlet o zamanda yeterli adımları atamamıştı. Ama bugün artık bu yaz yağışları bölge için bir realite haline gelmiştir. Dere yatakları bir bakıma ulaşım yerleridir. Şunu unutmamalıyız, bu sel afetlerini bugün de yaşayabiliriz. Karadeniz İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlandı. Çok güzel ama bunlar sadece yazıda kalmamalı, uygulanmalı. Sadece devlet değil, vatandaş da üzerine düşen görevi yapmalı” dedi.

“’KADERCİLİĞİ BİR KENARA BIRAKMALIYIZ’

 “Yaşanan afetin üzerinden yıllar geçmesine rağmen geçmişten ders çıkarılması ve yasaların uygulanabilir olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Bektaş, “Sıcaklıkların rekor seviye ulaşacağı günlerin geldiği uyarıları yapılıyor. Dolayısıyla, özellikle vatandaşlar tetikte olması gerekiyor. Geçmiş yıllara oranla bakıldığı fazla bir ders alınmıyor. Nedeni ise biz kaderci bir toplumuz, ‘Tanrı’nın bir gazabı’ deyip, geçiyor, maalesef önlem alamıyoruz. O yıllarda küresel iklim değişimi bir fantezi olarak görülüyordu ya da biliyordu. Haziran, Temmuz ve Ağustos, önümüzdeki 3 ay; Doğu Karadeniz için bir alarmdır. Ama şiddet daha da artıyor. Karadeniz muazzam bir şekilde ısınıp, ölüyor. Çevrede ekolojik dengenin bozulmasını toplum yeni yeni algılıyor. Yaşam koşulları değişiyor, biz bu yaşam koşullarına ayak uydurmalıyız. Kaderciliği bir kenara bırakmalıyız. Yasa dere yataklarına yapılaşmaya izin vermiyor. Önemli olan alınacak tedbirleri bizzat uygulamaya koymaktır. Vatandaş, uyarıları kulak arkası yapmamalıdır” diye konuştu.”  ( 20 Haziran 2020 /www.gunebakis.com.tr/gundem/afetlerden-ders-cikarilmali-)

Peki ders çıkarılmış mı ? Karadeniz iklim değişikliği eylem planı  12 Temmuz 2019 tarihli Sözcü gazetesinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum  Karadenizde 6 ili kapsayan eylem planını açıklamıştı. Sene 2020 21 Haziran  bir sene geçti. Bazı çalışmalar yapılmış olabilir ama yetmez. Dere yataklarında hala inşaatlar yapılıyorsa, devlet bu durum karşısında aciz kalıyorsa, halkımız kader diyerek susuyorsa Devlet görevini yapmıyor demektir.

Dere yataklarındaki evler boşaltılmalı, bu evlerde yaşayanlara insanca yaşayacakları evler gösterilmelidir. Dere yataklarında inşaata kesinlikle izin verilmemelidir. Bilim insanı  Meslektaşımızın söylediği gibi bu aylar Doğu Karadeniz için alarmsa bu bölge için seferberlik ilan edilmeli. Tüm güvenlik önlemleri alınmalı, yeni bir 1990 Akçaabat sel felaketi yaşanmamalıdır.

Örnek olarak bu ilçe alındı. Karadenizdeki tüm ilçeler için bu çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanı  açıkladığı planın arkasında durmalı ve takipçisi olmalıdır.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak 2019 da alınan bu kararların takipçisi olacağız. Halkımızı bilinçlendirip sel felaketlerinin kader olmadığını,teknik önlemlerle, dere yataklarından uzak, yer seçimi doğru yapılacak sağlıklı güvenilir depreme ve afete dayanıklı binalarla  bu kaderin değiştirilebileceğini göstermeliyiz. Karadeniz Bölgesinde yaşayan meslektaşlarımız  ve TMMOB Bileşenleri bu konuda duyarlı olmalı,  konunun takipçisi olmalıdırlar.

ETİKETLER: , , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.