CUMHURİYET, 97’nci yılında! Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin vatan bellediği Cesaretle sahip çıkıyoruz.

CUMHURİYET, 97’nci yılında! Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin vatan bellediği Cesaretle sahip çıkıyoruz.
29.10.2020
A+
A-

CUMHURİYET, 97’nci yılında!

1919 yılında Samsun’a çıkmadan önce Mustafa Kemal genel durumu şöyle özetliyordu:

“Düşman devletler Osmanlı Devleti’ne ve ülkesine maddi ve manevi bakımdan saldırmışlar; yok etmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve Halife olan kişi, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı durumda. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde, olup bitecekleri bekliyor. Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar, bulundukları çevreye ve sezebildikleri etkilere göre kurtuluş çaresi saydıkları yollara başvuruyorlar… Ordu, adı var, kendi yok durumda. Komutanlar ve subaylar, Genel Savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun, yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor; gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumunun kıyısında kafaları, çıkar yol, kurtuluş yolu aramakta…

“Burada, pek önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıkça anlatmalıyım. Ulus ve Ordu, Padişah ve Halifenin hainliğinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla içten bağlı ve uysal. Ulus ve Ordu, kurtuluş yolu düşünürken bu atadan gelen alışkanlık dolayısıyla kendinden önce yüce halifeliğin ve padişahlığın kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrama yeteneğinden yoksun… Bu inançla bağdaşmaz ve düşüncelerini açığa vuracakların vay haline! Hemen dinsiz, vatansız, hain, istenmez olur.” (Nutuk, Türk Tarih Kurumu, 2006, s. 16-17)

“(…)

“Öyleyse sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi?

“Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak. (agy, s. 19)

“(…)

“Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.

“Öyleyse ya bağımsızlık ya ölüm!

“İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktır.

“Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranılacağını düşünelim. Ne olacaktı? Tutsaklık. (agy, s. 19)

“…

“Bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık onur ve şerefinin gereği olan her özveriye başvurduğunu düşünerek avunur ve kuşkusuz, tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir ulusla karşılaştırılınca, dost ve düşman gözündeki yeri çok başka olur.” (agy, s. 21)

İşte ilmek ilmek işledi Mustafa Kemal ve onun önderliğindeki Birinci Kuvayımilliyeciler bu düşüncelerini, dize getirdiler yedi düveli: Meclisin kuruluşu, Ulusal Kurtuluş Savaşı, Lozan Anlaşması’nın imzalanması, Ankara’nın Başkent ilan edilişi ve Cumhuriyet’in ilanı. Hilafetin kaldırılışı…

İşte vatanımız için her biri bayram günü olan bugünler artık kutlanamaz hale geldi. Bayramlarımızı yasaklıyorlar!

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak bizlere düşen;

Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı Sosyal Kurtuluşla taçlandırmak yani Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı mantıki sonucuna ulaştırmak için ödünsüz, esnemeden, bükülmeden, eğilmeden, korkusuzca, cesaretle, yılmadan, bıkmadan, usanmadan mücadele etmektir.

Birinci Kuvayimilliyecilerin bütün kazanımlarına, Halklarımıza kazandırdıklarına sahip çıkmak, bu kazanımları korumayı görev bilmek,

Ülkemizin yıllardır baş belası, lanet, kahredici iki gücü ABD, AB Emperyalizmine ve Ortaçağcılığa karşı mücadele yürütmek,

Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından Laikliğe saldırılara karşı her alanda mücadele etmek,

Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin vatan bellediği Cesarete sahip olmaktır.

Yasaklamaları, unutturmayı çalışmaları anlıyoruz. Haklarının olmadığını da biliyoruz.

ABD ve AB Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların bu aşağılık saldırılarına karşı susanların, kenardan izleyenlerin, sessiz kalanların, Laikliği dert edinmeyenlerin, Mustafa Kemal’i sömürenlerin, Yedi Düvele Karşı verilen Kurtuluş Mücadelesini Antiemperyalist olarak görmeyenlerin, Ege’de 18 adamız göz göre göre Yunanistan Devletine peşkeş çekilirken tık demeyenlerin, yeraltı – yerüstü kaynaklarımızı çoğu yabancı parabalarına peşkeş çekenlerin hakkı değildir 29 Ekim’i kutlamak.

Halkçı Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları olarak İkinci Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemeyi bir görev olarak kabul ediyoruz.

İkinci Kuvayimilliyecilikte, cephe ne denli baş döndürücü, strateji ve taktik ne denli karmakarışık, hedef ne denli güç anlaşılır olursa olsun, Birinci Kuvayimilliyeciliğin devrimci, kutsal Mustafa Kemal gelenekli CUMHURİYET BAYRAĞI başımızdadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.