Baskılarla Meslek Odalarımızı Susturamayacaksınız.

Baskılarla Meslek Odalarımızı Susturamayacaksınız.
14.06.2020
A+
A-

BASKILARLA  MESLEK  ODALARIMIZI SUSTURAMAYACAKSINIZ 

05 Mayıs 2020 ’tarihinde  yapılan partisinin MYK toplantısında konuşan Erdoğan Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a yönelik açıklamalarından  sonra  baroların yapılarının düzenlenmesine yönelik başlayan tartışmalar hakkında açıklama yaptı.

Erdoğan, Baro ve Tabip Odaları başta olmak üzere meslek örgütlerinde düzenlemeler yapılması gerektiğini ileri sürerek, “Barolar ve tabip odaları başta olmak üzere yapılarının belirlenmesidir. Ankara Barosu’nun ve aynı zihniyetteki yapıların Diyanet İşleri Başkanımız ile onun şahsında İslam’a yönelik fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetini ve ehemmiyetini göstermiştir. Bu çalışmayı tekrar ele almalı, en kısa sürede Meclis’in takdirine sunmalıyız” dedi.

Görünen o ki;

Aydın kesimin örgütlü bulunduğu, kamusal hizmet gören mesleklere ait odalar ise cılız da olsa muhalefet etmeye devam etmektedir. Bu nedenle çoktan beri hukuk dışına çıkmış iktidar için bunların da susturulması,  yeni siyasi ve maddi rant alanlarının açılması gerekmektedir. Erdoğan bunun için bir çıkış yapmış ve gereğinin yapılmasını avenesinden istemiştir.

Buna sessiz kalınamaz.

Çünkü sessiz kalmak onaylamaktır.

Bu iktidar tarafından yapılan her icraat, atılan her adım belli bir planın, projenin parçasıdır. Bu plan ve proje ne yazık ki ne hukuk, ne Anayasa, ne yasa, ne de toplumun genel çıkarları doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu plan ve proje yerli ve yabancı Parababalarının çıkarları gözetilerek belirlenmiş ve halkın kanını, canını, alınterini sömürmek için uygulanmaktadır. Hiçbir adımda da tesadüfe ve yanılgıya yer yoktur.

İktidar toplumun örgütsüz kalması , muhalefetin susturulması ve özellikle de her durumdan kişisel maddi çıkar sağlanması konusunda beceride sınır tanımamaktadır.

Meslek örgütleri Anayasanın 135’inci maddesinde belirtildiği üzere; “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.”

Bu kurumların isimleri de dahil olmak üzere tüm organları, görevleri ve çalışma şekilleri Anayasaya göre her kurum için ayrı ayrı kanunlarca belirlenmiştir.

Meslek birlikleri ilk olarak ülkemizin gördüğü en demokratik anayasa olan 1961 Anayasası’nda düzenlenerek anayasal kurumlar haline getirilmiştir. Halk için temel ihtiyaçların karşılanmasında önemli rol oynayan doktorluk, avukatlık, eczacılık, mimar ve mühendislik gibi kamusal niteliği olan hizmetlerin hem belirli bir düzen içerisinde yürütülerek toplumsal faydadan uzaklaşılmaması; hem de demokratik esaslara göre seçilmiş yöneticilerinin yasal korunmaya alınması amaçlanmıştır.

Ancak 1982 Anayasası bu kurumlar için ciddi bir siyasi yasaklar listesi belirleyerek seçilmiş yöneticilerin güvencelerini kısıtlamış, bu kurumlar için görev ve amaç kısıtlaması getirmiştir. Her ne kadar 1995 yılında bu konuda yapılan Anayasa değişikliği bu meslek birlikleriyle ilgili bir kısım kısıtlamaları kaldırmışsa da meslek birlikleri 1961 Anayasası’nda belirlenen özgürlükçü yapıdan hâlâ uzaktır.

Ancak görünen odur ki 12 Eylül Faşizminin 1982 Anayasası bile AKP iktidarını tatmin etmemektedir. Yer altı ve yerüstü servetlerimizin talan edilmesine, rant için imar düzenlemesi yapılmasına karşı çıkan Demokratik kitle örgütleri, basın üzerinde baskılarını her gün arttıran siyasi iktidarın amacı meslek örgütlerimizi kendi çizgisine çekmek ya da kurumsallığımızı ortadan kaldırmaktır. Seçim bahanesiyle antidemokratik tutumunu sürdürmekte, emirler yağdırmakta, bu söylemlerle bizleri susturacağını düşünmektedir.

Meslek odalarımıza iktidara  geldiği günden beri yandaşları seçilemediği, yaptığı  yasal olmayan uygulamalar yargıya taşındığı ve rant oyunları bozulduğu için öfkelidirler.AB-D Emperyalistlerinin hazırlamış oldukları program doğrultusunda, yerli ve yabancı Parababalarının çıkarlarına göre her türlü adım AKP’gillerce atılmaktadır. Mücadele edilip durdurulmazsa atılmaya da devam edecektir. Demoklesin kılıcı gibi başımızın üzerinde yıllardır  salladığı paket ellerinde kalacak ve uygulanamayacaktır..

Halkçı Mühendis Mimar Şehir Plancıları olarak Mesleğimizi onurlu şekilde ifa etmenin, aydın kişi olarak toplumun çıkarlarına sahip çıkmanın yolunun mücadeleden geçtiğini biliyoruz. Bu çıkışa, saldırıya, karşı yapılabilecek tek şey, etkili ve örgütlü mücadeledir. Meslek onuruna sahip herkes eminiz ki kendisine ve halkına yapılan bu müdahaleye karşı direnecektir. ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIRÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.