Aydın’da JES’lerden sonra maden faciası

Aydın’da JES’lerden sonra maden faciası
14.06.2020
A+
A-

15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal ettikten sonra, çevre il ve ilçeleri de işgale başladılar.
Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonunda ülkemizi işgal eden İngiliz, Fransız, İtalyan ve onların kuklaları olan Yunan ve Ermeni Burjuvalarının amaçları net ve belliydi. Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek, topraklarımızın doğal zenginliklerini kendi emperyalist maksatları uğruna dibine dek ele geçirmek idi.
Tanklarıyla, toplarıyla, tüfekleriyle gelmişlerdi bu toprakları sömürmek için. Ancak 1. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi Mustafa Kemal, bu işgale karşılık “Geldikleri gibi giderler” diyerek, Ulusal Kurtuluş mücadelesini başlattı ve Anadolu Halkının yiğitçe direnişi sonucunda bu öngörü gerçekleşti, emperyalistler “geldikleri gibi gittiler”. Bu toprakların yiğit halkları geçit vermedi Batılı Emperyalistlerin yağmacı işgaline.
Yüz yıl önce tankla tüfekle topla kazanamayan emperyalizm, açık işgal yolunu yerine iktidarları ele geçirdiler. Bizim atasözümüz var “Maşa varken elini ateşe sokma” tıpkı bu ata sözündeki gibi işbirlikçileri buldular kendilerine bazen şirketler kurdurdular Kaz Dağlarındaki Alamos Gold gibi. Güzelim ülkemizin doğasını yeraltı ve yer üstü kaynaklarını efendilerine peşkeş çektiler. Aynı oyun ülkemizde de oynanıyor bizim gibi birçok ülkede de. ABD-AB Emperyalistlerinin doğası, emperyalist niteliği bu.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 20 Şubat tarihinde Aydın’ın Bozdoğan, Didim, Çine, Karpuzlu, Karacasu, Kuşadası, Köşk ve Söke ilçelerinde olmak üzere toplam 4 bin 783,31 hektarlık alan maden işletmesi ve araması yapılmak üzere ihaleye açıldı. Karacasu ilçesinde ikinci derece sit alanı olan bölgenin ve Çine ilçesindeki kültür mirası niteliği taşıyan geçmişi M.Ö 6000’e dayanan Tepecik Höyüğü’ne çok yakın yerlerdeki alanlar da ihale ediliyor.
Çine Karakollar köyünün 3 km güneybatısında yer alan TEPECİK HÖYÜĞÜ, Çine Çayının 1 km. doğusundadır. Karakollar Ovasının içinde bulunan höyük 40×120 m boyutlarında ve 9 m yüksekliğindedir. Höyük erken Geç Neolitik Çağdan klasik çağlara uzanan kesintisiz bir yaşamın varlığını ortaya koymuştur.

Didim’de organize sanayi bölgeleri ve balık çiftliklerine karşı direnen Didim halkı Aydının en güzel turizm şehri olan şehirlerinin Ilbıra dağında yürütülen maden ocağı çalışmalarıyla katlettirmemek için mücadele edeceklerdir. Halkçı mühendis mimar şehir plancıları olarak sonuna kadar mücadelelerinde yanlarındayız.
Sekiz bin yıllık kaya resimleri içeren Beşparmak Dağlarının da bu yeni maden sahalarının açılıp, faaliyet göstermesi bu coğrafyada geri dönüşü olmayan tarzda ekolojik tahribata sebep olacaktır.
Aydın ve Muğla illeri arasında yer alan ve antik adı Latmos’ta, duvarlarında 8.000 yıllık tarih öncesi kaya resimleri olan mağara ve fresklerle süslü kaya sığınak bulunuyor. Bu civarda Bizans devrine manastırlara çıkmak için kullanılan ve daha önceki çağlarda Beşparmak’ın zirvesindeki (Tekerlek Zirvesi 1.375 m.) hava ve yağmur tanrısının kutsal alanına yapılan ayin yürüyüşlerinde de yüzyıllardır kullanılan bir patika ile 45 dakikalık bir yürüyüşten sonra M.Ö. 7-8 bin yıllara tarihlenen prehistorik kaya resimlerinin bulunduğu bir mağaraya ulaşılır. 45 dakikalık ikinci bir yolculuktan sonra bölgenin birçok Bizans manastırları ve keşiş mağara ve barınaklarının içinde bulunan Yediler Manastırı’na varılır.
Doğaya, tarihe insanlığa düşmanlıkları bu kadarı ile bitmiyor.
Çine Çevre ve Yaşam Platformu (ÇİYAP) sözcüsü Ahmet Uslu’nun söylediklerine bakalım;
Maden ocaklarında çalışan işçiler soludukları zehirli toz yüzünden silikozis ve KOAH gibi hastalıklara yakalanırken, bölgede yaşayan insanlarda ise kanser hastalıkları artmaya başladı. Bununla birlikte toprakta biriken zehirli kimyasallardan dolayı hayvanlarda da çeşitli hastalıklar tespit edildi. Madenciliğin sadece Çineli emekçileri değil, Çine’deki bütün bir yaşamı etkiliyor. Çoğu maden işletmesinin şehir merkezine yakın olduğunu ifade eden Uslu, “Bu işletmeler flotasyon yani madenleri ayrıştırma işlemi için kullandıkları çok zehirli maddeleri Çine Çayı ve Menderes nehrine akıtıyorlar. Bu kimyasallar içme suyunun kirlenmesine, balık ölümlerine neden olurken tarım arazilerine ve doğaya çok büyük zarar veriyor. Burada beslenen hayvanlarda çeşitli hastalıklar tespit edildi. Çine’de kanser ve guatr hastalığı gittikçe artıyor” dedi. Madenlerden dolayı hava kirliğinin yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Uslu, platform olarak daha önce maden işletmesinin yanına yerleştirilen hava ölçüm cihazına işverenin çuval geçirerek ölçümleri engellemeye çalıştığını belgelediklerini anlattı.
Aydın Tabip Odası Başkanı Hakan Karagözlü ; krizotil, aktinolit, tremolit, antofillit, krosidolit ve amosit minerallerin etkisi altında kalan insanların mide ve pankreas kanserlerinden ölüm oranları bu minerallerin etkisine maruz kalmayanlardan daha fazla olduğunun bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu söyledi. Son olarak Aydın’ın hava kirliğinin ciddi boyutlarda olduğunu söyleyen Karagözlü, “Arıtma tesisi kurmak ve çalıştırmak işletmelerin kâr oranını azaltıyor diye bizler hastalanmak, ölmek zorunda değiliz. http://acikradyo.com.tr/…/aydinda-kuvars-ve-feldspat-madenl…
İnsanlar ikamet ettiği yerleşkeleri terk etmek zorunda kalıyor. En verimli tarım arazileri talan ediliyor. Yer altı su kaynakları, Çaylar kirleniyor insan sağlığı hiçe sayılıyor.
Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşında olduğu gibi öfkemizi örgütlü ve güçlü bir şekilde örmek zorundayız. Başka kurtuluşumuz yok .
Para ve kâr tanrısına tapınan Parababalarının, bu insan, Tarih ve doğa katliamları onların cibilliyeti iktizasıdır. Ama bilmeleri gereken şey geldikleri gibi gidecekler, mutlaka hesabını verecekler…….

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.